2013 Treyler Zirvesi

Kamu ve özel sektör, ADR için Treyler Zirvesi'nde buluştu

Treyler Zirvesi'nde bir araya gelen kamu ve özel sektör yetkilileri, 24 Ekim'de Resmi Gazete'de yayınlanan ADR Yönetmeliği'ni ele aldı. 200 kişinin katıldığı Zirve'de kamuoyuna önemli mesajlar verildi. Yönetmeliğe göre 1 Ocak 2014'ten itibaren piyasaya girecek yeni araçlarda ADR standartları aranacak. 2018 yılına kadar ise mevcut 20 bin aracın tamamının kademeli olarak bu standartları karşılaması gerekecek.

Treyler sektörünün tek temsilcisi Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER), 1 Ocak 2014'den itibaren yürürlüğe girecek ADR Yönetmeliği için sektör paydaşlarını bir araya getirdi. Düzenlenen Treyler Zirvesi'nde "Tehlikeli Maddelerin Taşınmasında Yeni Dönem" kamu ve özel sektör tarafından değerlendirildi. Özellikle eğitim, güvenlik danışmanı, kademeli geçiş, mevcut araçların durumu, güvenli taşımacılık mevzuatı hakkında, konunun uzmanları tarafından en son bilgiler ışığında değerlendirmeler yapıldı.

TSE'nin denetleme ve belgelendirme çalışmalarının da güncel haliyle gündeme getirildiği zirveye, Tüm Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Cemil Ok, TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, TSE Başkanı Hulusi Şentürk, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak, TSE Ulaşım ve Lojistik Sistemler Merkez Başkanı Ömer Cem Erçil, TAİD Başkanı Bahadır Özbayır ve Bilim Sanayi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı H. Ali Özen, UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Uluslararası ADR/RID Danışmanı ve Eğitmeni Alper Özel, PETDER Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Aydın Özbey, Alışan Lojistik Operasyon Koordinatörü ve UND ADR Çalışma Grubu Komisyon Üyesi, Jan Berslen Devrim, İsmet Yılmaz Nakliye Genel Müdürü Numan Karaman, ile kamu ve özel sektörden yöneticiler katıldı. Zirvede ayrıca, "ADR Yönetmeliği'nin Türkiye'ye Katkıları" ve "Mevcut araç parkının ADR'ye geçiş süreci" başlıkları altında iki ayrı panel düzenlendi.

Zirve'de öne çıkanlar

1. 1 Ocak 2014'den itibaren ADR süreci başlıyor. Tehlikeli mal taşıyan ve piyasaya yeni girecek tüm araçlarda (tanker, tenteli treyler, konteyner taşıyıcı vs) ADR Belgesi aranacak.
2. ADR'ye geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi için sektördeki araçların envanteri çıkacak. Bugün itibariyle araçların 20 bin adet dolayında olduğu varsayılıyor. 2018 yılına kadar tüm araçların ADR'ye geçmesi hedefleniyor.
3. Güvenli Taşımacılık Mevzuatı ile var olan araçlara yapılması gereken zorunlu tadilatlar belirtilecek ve bu tadilatın yapılması zorunlu olacak.
4. Tehlikeli mal taşıyan araçların muayene kriterleri yeniden belirlenecek.
5. Sürücülerin ADR eğitimlerinde (SRC5) sınav tarihlerinin sıklaştırılması gündemde. Ayrıca bu eğitim ve sınavları düzenleyen Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü, gelecekte bu sınavların online yapılmasını da gündeme alacak.

TREDER Başkanı Kaan Saltık

ADR milli meseledir

Treyler Sanayicileri Derneği 2008 yılında 15 üyenin katılımı ile kuruldu. Bugün TREDER'in 16 üyesi yıllık 20 bin adetlik Türkiye treyler pazarının yüzde 65'ini üretiyor. Yılda 4 bin 500 treyleri ise Avrupa ve Rusya başta olmak üzere Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına satıyor. Otomotiv sektörümüzdeki trendin aksine ülkemizdeki treyler satışlarında yapılan ithalat, toplam pazarın yüzde 5'i dahi değil.

EPDK/PETDER verilerine göre geçtiğimiz yıl ülkemizde 20 milyon ton akaryakıt ve LPG tüketildi. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin 2012 yılı verilerine göre bu rakam Türkiye'deki tehlikeli madde taşımacılığının sadece yüzde 60'ına denk geliyordu ve kimyevi maddeler, asitler, bazlar, boyalar, oksijen, asetilen, karpit gibi gazlar ve patlayıcı maddelerle birlikte bir yılda takribi 33 milyon ton tehlikeli madde taşındı. Tehlikeli madde taşımacılığı için, 2012 yılında 1 milyondan fazla sefer yapıldı. Bu taşımalar derneğimiz verilerine göre 20 bin adede yakın kamyon tanker ve tanker treylerler tarafından yapıldı.

İnsan sağlığına ve çevreye doğrudan etkisi bakımından ele alındığında, bu taşımaların düzene girecek olması sadece sektör için değil ülkemiz için de çok büyük anlam taşıyor.

Dünyada 47 ülke 1968 yılından beri yürürlükte olan ADR konvansiyonuna muhtelif zamanlarda katılım sağlayarak taraf olmuştur. Bugün başta Avrupa Birliği olmak üzere, Azerbeycan, Rusya, Beyaz Rusya ve benzer bir çok ülke tehlikeli madde taşımacılığını daha tehlikesiz hale getirmek için ADR normlarını kullanıyor.

Bugüne kadar birçok üzücü olaylarla karşılaştık. Bundan böyle amaç tehlikeli maddelerin taşınmasında sıfır ölümlü kaza ve sıfır çevre kirliliği olmalı. Başka bir hedef kabul edilemez. Ulaştırma Bakanlığımızın trafik kazalarının azaltılmasında önemli çalışmaları var. ADR standartları da bu hedeflere ulaşılmasında ciddi katkı sağlayacaktır.

TREDER, ADR Konvansiyonunu Ulaştırma Bakanlığı'nın imza koyduğu tarihten beri destekliyor. Çağdaşlaşma ve ekonomisini geliştirme yolunda her gün yeni adımlar atan Türkiye, tehlikeli maddelerin taşınmasında da en önemli adımı attı. İnsan hayatının ve çevreye saygının en az gelişmiş ülkelerdeki kadar önemli olduğunu gösteren bir adımdı bu...

ADR sertifikasına hak kazanmış tankerler daha dizayn aşamasında denetlenmeye başlanıyor. Kullanılan bütün parça ve ekipmanların onayı alınıyor. Kritik parçaların ADR sertifikasına sahip olması gerekiyor. Sertifikalı kaynakçılar tarafından tanker gövdesinde yapılan kaynaklar, kılcal çatlaklara karşı radyografik testlere tabi tutuluyor. Bu sayede, kazalarda dahi sızdırmazlığı sağlayan, yüksek güvenlikli son teknolojiye sahip tankerler üretiliyor.

Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının değerli bürokratları, ADR konusunda çok ciddi mesai harcadılar.

ADR'li tankerlerin test ve belgelendirmesi artık Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı'nın yetkilendirdiği Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından Türkiye'de yapılıyor. Biz treyler üreticileri düne kadar bu hizmeti yurtdışından alıyorduk. Bu da firmalar için önemli bir zaman ve döviz kaybına yol açıyordu. Artık bu konuda çok daha rahatız.

Derneğimiz üyesi 4 firma, ilk ADR uyum belgelerini 25 Kasım tarihinde TSE tarafından düzenlenen ve Sayın Bakanlarımız Binali Yıldırım ve Nihat Ergun'un de katılım sağladığı çok güzel bir tören ile teslim aldı. Bu vesileyle TSE'ye çok kısa bir süreye sığdırdığı belgelendirme hazırlıkları ve yapmış oldukları güzel organizasyon için başta Sayın Hulusi Demir'in şahsında tüm TSE çalışanlarına teşekkürü borç biliyorum.

Treyler sektörü, ADR konusunda dersine iyi çalıştı. Türkiye'nin yakın zamanda doğabilecek tüm ihtiyaçlarının Türk treyler üreticisi tarafından karşılanması için önemli yatırımlar yapıldı ve kapasite artırımına gidildi. Bu gün 16 dernek üyemizin 8 tanesi ADR uyumlu tanker üretimi yapıyor. Sadece bu üreticilerin tek vardiyada 3 bin adet yıllık tanker üretim kapasitesi mevcut.

Şüphesiz, bunun otomotiv ve ülke ekonomisine çok olumlu yansımaları olacak. Bu daha fazla üretim ve daha fazla istihdam anlamına geliyor. Türkiye'nin otomotiv sektöründeki başarısına treyler sektörü artık daha fazla katkı sağlayacak. Türk treyler markalarının bundan böyle dünya arenasında daha fazla söz sahibi olacağına emin olabilirsiniz.

Ayrıca yurtiçinde önemli bir potansiyeli değerlendirecek lojistikçilerimiz de "hizmet" ihraç edebilecek ölçeklere kavuşacaktır. Yakın zamanda Türk lojistik şirketlerinin Avrupa'da tehlikeli madde taşımalarında daha aktif rol oynayacağını umuyorum. Tankerlerimizi AB'ye zaten ihraç ediyoruz, lojistik hizmetlerimizi neden ihraç etmeyelim. Bu konuda her zaman Türk lojistik firmalarının destekçisi olacağız.

Türk treyler sektörünün temsilcisi, TREDER'in, ADR sürecinde kamu ile örnek bir işbirliği süreci geçirdiğini burada ifade etmek isterim. ADR, eğitmeni, şoförü, tanker üreteni, taşıyanı, taşıtanı için herkese ayrı sorumluluklar yüklüyor. Biz TREDER olarak teknik komitemiz kanalıyla, ADR konusundaki bilgimizi, tecrübelerimizi başta TSE olmak üzere tüm yetkili kurumlarla paylaşarak ADR'ye destek vermeye çalıştık.

Yurtiçi yük taşımacılığının yüzde 92'sini karayoluyla yapan bir ülkede ADR dönüşümünü sağlamak hiç kolay olmayacak. Ancak Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanımız Sayın Binali Yıldırım, TSE'de düzenlenen törende "irade olmadan, idare olmaz" demişti. Ben bu ifadeyi çok önemli buluyorum. Bakanlık, ADR için oluşturduğu "Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü'nü kurarak iradesini ortaya koydu. ADR Uygunluk Belgesi tanzim etme ve denetleme yetkisini TSE'ye vererek ve nihayetinde 24 Ekim Yönetmeliğini yayınlayarak kararlılığını tescil etti.

Bugün burada üreten, taşıtan, taşıyan, denetleyen tüm taraflar önerilerini gündeme getirecek, oluşturacağımız 'ortak akıl' sayesinde yolumuza daha güvenli bir şekilde devam edeceğiz.

TREDER olarak 1 Ocak 2014'ü milat olarak görüyoruz. Umarız bu zirveyle kamuoyu, neler kazanacağını, bir kez daha anlama şansına sahip olacak. Bu süreçte henüz yolun başındayız. Ancak başlamadan hiç bir süreç tamamlanamaz ve ben ülkemizin/sektörümüzün, bu süreci başarı ile tamamlamak için gerekli iradeye ve kaynaklara sahip olduğuna inanıyorum.

TREDER olarak bu süreçte emeği geçen meslektaşlarıma, tüm kamu kuruluşlarına, sektör paydaşlarına teşekkür ederim.

Son olarak Treyler Zirve'sinin düzenlemesinde bizleri yalnız bırakmayan sponsorlarımız; başta Mercedes Benz Türk, Bridgestone, Shell ve BPW firmalarına katkılarından dolayı ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Tüm Türkiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Cemil Ok

Bu yasa ile beraber gelişmiş ülkelerin taşımacılık normlarına çıkacağımızı öngörüyorum

Taşımacılığın toplumlar için yeri ve önemi son derece fazladır. 'Ulaşamadığın yer senin değildir' sözü bu konuda verilebilecek en güzel örneklerden biridir. Bu sözden hareket edersek taşımacılık, doğumdan başlayıp ölüme kadar devam etmektedir. Bu nedenle taşımacılık toplumların kan ve kılcal damarları gibidir. Ekonomik çarkın en önemli dişlilerinden biridir. Hatta toplumların gelişmişliğinin göstergesidir.

Taşımacılık beş sistemle gerçekleşmektedir. Bunlar; karayolu, havayolu, denizyolu, raylı sistem ve boru sistemleri şeklindedir. Gelişmiş ülkeler, taşıma sorunlarını kendi ülkelerinin durumuna göre sistemler arasındaki entegrasyona göre çözmüşlerdir. Gelişmiş ülkelerde her sistemin yüzdelik oranları belirlenmiştir ve bu oranlar birbirlerine çok yakındır. Gelişmiş ülkelerde uzun zamandır yapılan bu çalışmalar neticesinde 'kombine' taşımacılığın önü açılmıştır. Türkiye'deki taşıma sektörüne baktığımızda yolcu taşımacılığının yüzde 96'sının karayolu ile yapıldığını görüyoruz. Yine ülkemizde, emtia taşımacılığının yüzde 89-90'ı karayolu ile yapılmaktadır. Diğer dört sisteme yüzde 4'lük bir oran düşmektedir. Sisteme girişin önünde bir engelin olmaması nedeniyle evini, bağını, bahçesini satan sisteme girmiş, ama bir daha sistemden çıkamamıştır. Bu nedenle yüzde 50, atıl kapasite meydana gelmiştir. Ve sistemin bu karmaşık yapısı beraberinde sistemsizliği getirmiştir. Bu sistemsizlik sektörün sorunlarının büyümesine neden olmuştur.

Büyüyen bu sorunlar zamanla içinden çıkılmaz bir hale dönmüştür. Sektörün sorunları uzun zamandan beri ihmal edilmiş ve bu sorunlar adeta ateşten bir gömlek haline gelmiştir. Bu ateşten gömleğe hiçbir bakanlık ve yetkili kurum cesaret edip de elini uzatmamıştır, ta ki 2003 yılına kadar… 57. ve 58. Kabine'nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve ekibi bu ateşten gömleği giyerek sorunları çözmeye başlamıştır. 2003 yılına kadar sektörün hiçbir alanda envanteri yoktu ve sektör, bir karmaşa içindeydi. Şimdi 4925 sayılı yasa ile sektörün ve her alanı zapta alınmıştır. Burada Kara Ulaştırma Eski Genel Müdürü, şimdi müsteşar yardımcısı olarak görev yapan Sayın Talat Aydın ve ekibine de teşekkür etmek gerekmektedir. Çünkü Sayın Aydın ve ekibi gece gündüz çalışarak sektöre düzen vermiştir. Aydın ve ekibi 4925 sayılı yasayı kamu gündemine getirmiştir. 4925 sayılı yasa ile sektörün her alanı zapta alınmıştır. 4925 sayılı yasa, üç ana temel üzerine kurulmuştur. Bunlar, mali yeterlilik, mesleki yeterlilik ve mesleki saygınlık ilkeleridir. Bu yasanın kurumlaşmayı ve gelişmiş ülkelerin normlarında taşımacılık yapmayı beraberinde getireceğini düşünüyorum. Bu yasa ile beraber gelişmiş ülkelerin taşımacılık normlarına çıkacağımızı öngörüyorum. Hatta kombine taşımacılık normlarının en yaygın bir biçimde yakalayacağımıza inanıyorum. Lojistik köylerin oluştuğu bir Türkiye'nin geleceğini düşünüyorum.

Kombine taşımacılık denince ulusal ve uluslararası taşımacılığın tüm unsurların bir arada buluştuğu ve sirkülasyonların gerçekleştiği alanların bulunması için çalışmaların yapıldığı bir sürecin başlaması ve bu alanlarda olması gereken ADR taşımacılığının bu normlara haiz olan yetkili kurumlara verilmesini arzu ediyoruz. Şu an tüm standartlara uygun olan ve bu bakımdan uğraş gösteren TREDER gibi bir kuruma verilmesinin uygun olacağına inanıyoruz. Taşıma sektöründeki bütün unsurlar birbirlerinin karşısı değil, yan yana ve birbirlerine destek vererek, tüm taşımacılığı geliştirmelerini diliyoruz.

TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektörü Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu

Mesleki yeterliliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz alan ADR'dir

Son zamanlarda sivil toplum ve kamunun yan yana gelerek yaşanan gelecek tasarımı ve de içinde bulunduğumuz problemlerin çözümü için ortak irade ortaya koyması, açıkçası hepimizi çok sevindiriyor. ADR konusunda yapılan bu çalışmalar, çok sık yan yana gelmeler sonucunda burada bulunuyoruz. 1 Ocak 2014'e, hazır bir sektör olarak girileceğine inancım çok fazla. ADR, üreticiler, taşımacılar, dağıtıcılar, kullanıcılarla ilgili bir şey ama asıl ülke ile ilgili, gelecek ile ilgili, çevre ile yaşam kalitemiz ile ilgili bir şey. Asıl çocuklarımıza bırakacağımız doğa ile ilgili bir şey. 1957 yılında niye ihtiyaç haline gelmiş, 1968'de, ADR yönetmeliği niye yayınlanmış? 1 Ocak 1997'den sonra AB'ye üye ülkelerin her birinin bu direktife uyma zorunluluğu getirilmiş. AB üyesi ülkeler kendi topraklarından geçecek olan mallarda bu standartlara olmazsa olmaz olarak bakıyorlar. Standartların hepsini tanımlamışlar ve ticaretin önündeki engelleri açmak için de bunu çok katı bir biçimde uygulamaya başlamışlar. Bugün 48 ülkede bu uygulanıyor. Avrupa ülkelerini ön plana çıkardığımız zaman bu standartlara sahip olmamamız, standartlarsız bir taşıma ve standartlarsız bir ihracata dayalı büyüme planlarımızın olamayacağı ortada. Türkiye'nin kimya sektöründeki 18 milyar dolarlık ihracatının çok büyük bölümünü AB ülkelerine yapmaktayız.

Tehlikeli madde ve kimyasal taşımalardaki taşıma modları içindeki en büyük pay kara taşımacılığındadır. O halde bu standartlara kendimizi uydurmamız, rekabet açısından diğer sektörlerin önünü açacaktır. Hem de çevre ve geleceğimizin tasarısında önemli rol alacaktır. 2003 yılından itibaren başlamış olan bu ulaştırma sektöründeki yeniden yapılandırma ve 1 Ocak 2014'ten itibaren hayata geçirilecek olan bu tehlikeli madde taşımacılığının en önemli ayaklarından biri de TSE'dir. TSE, kontrol edilebilir standartları belirlemesi ve sektördeki bütün oyuncuları o standartlara sahip olması için denetim yapması, bu alınmış kararların içinde en önemli adımlardan biridir. Bu anlamda düzenlemeler, kanunlar, denetim ve kontrollerle sürdürülebilir hale geliyor. Burada en önemli olan etmenlerin başında sayın genel müdürümüzün bu konuya sahip çıkmasıdır. Yaklaşık 1 ay içinde üç defa yan yana geliyoruz. Sivil toplum örgütleri, TSE yan yana geliyor. Sürekli olarak daha iyi nasıl yapabilirizi sorguluyoruz. Bu anlamda bizi sürekli dinlediği için ve sürekli olarak açık kapı ile iletişimi sağladığı için şahsım adına saygılar sunuyorum. Bundan sonra da sivil toplum ve kamunun bir projeyi hayata geçirmesinde bu rol model olur.

Ne kadar iyi araçlar üretirseniz üretin, ne kadar iyi standartlar belirlerseniz belirleyin, bunların kullanımındaki etkinliklerini artırmadığınız zaman, bunlarla ilgili denetimleri sürdürecek olan yapıyı oluşturmadığınız müddetçe ayakta kalamazsınız. Sayın başkanın bahsettiği sektöre girişlerdeki en önemli kriterlerden biri olan, mesleki yeterliliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz alan budur… Şoförlerimiz ve danışmanlarımız, bu sektörde hem bireysel olarak rekabetçilerimizin hem de sektörün rekabetçiliğinin önünü açacaktır. T9 belgesi bizim ihracatımız, taşımacılarımız açısından yapılması gereken en önemli çalışmalardan biridir. TREDER'e şapka çıkarıyorum gerçekten büyük bir organizasyon. Çok iyi bir katılım ve bütün paydaşlara açık bir yapı… Bütün bunları kamunu önünde tartışılabilir hale getirilmesi konusunda yaptığınız çalışmalardan dolayı sizi kutluyorum ve teşekkür ediyorum.

TSE Başkanı Hulusi Şentürk

Öteleyerek sanayicimizin ve lojistikçimizin maliyetlerini arttırıyoruz

ADR konusunda kısa sürede elde edilen bu başarı, bu değişimin, dönüşümün eseridir. Protokol 6 Mart'ta imzalandı. 1 Temmuz'u kendimize başlangıç zamanı olarak belirledik. Aradaki zaman çok kısa bir süreydi. Başta sayın genel müdürü ve ekibini ve TREDER üyelerinin vermiş olduğu destek ve katkı ile 1 Temmuz hayalini gerçekleştirdik. İş ve güçbirliği yapıldığında sorunların ne kadar kolay çözüleceğini beraberce gördük. Üç ay içinde de ilk belge tanzim edildi. Sayın Mehdi Gönülalçak'a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü başından beri TSE'ye güvendi. Çünkü biz bu işleri ilk yapmaya talip olduğumuzda sürekli karşımıza TSE'nin bunu yapacak alt yapısı var mı, bunu yapacak kalifiye elemanı var mı, imkanı var mı, sorularıyla karşılaşıyorduk. Hepsini yapabileceğimizi söylüyorduk. Mehdi Gönülalçak konuyu sahiplendi ve güzel bir başarı elde ettik. Bu atılmış ilk adım. Genel müdürlüğümüz yönetmeliği yayınladı. 2018'e kadar mevcut araçların dönüşümü sağlanacak. Araçların trafik muayenesi ile ilgili çalışmaların başlatılması gerekiyor. Türkiye değişimi ve dönüşümü hızlı başarmak zorunda. Sorun sadece ADR değil, T9 belgesi de var. Sorunları öteleyerek bir yere varamıyoruz. Öteleyerek sanayicimizin ve lojistikçimizin maliyetlerini arttırıyoruz. Bu belgeleri almak zorundayız. Bu belgeleri ülkemizde alamıyorsak Avrupa'da daha fazla paralara almak zorunda kalıyoruz. Türkiye, geçmişten kalan ezberlerini bozmak zorunda. Bu ve buna benzer çalışmalar aynı zamanda sanayicimizi yapısal dönüşümü içinde büyük fırsatları içerisinde barındıran, çalışmalardır. Devlet adına bekçilik yapan kurum olmaktan sanayici adına yol açan bir kurum olmak anlayışına doğru evrilmek için uğraşıyoruz. Kafa değişikliği için kısacası uğraşıyoruz. Kafa değişikliği akşamdan sabaha olacak bir durum değil… Belirli bir zamana ihtiyaç var. Üç sene önce yatırım programlarına baktığımızda yılda 3,8 milyon TL yatırımı olan bir TSE'yi görürsünüz. Bu da tamamına yakını aslında tadilat giderleridir. Oysa şu an yatırım gideri 3 milyon doları aşmış durumda. TSE neredeyse yatırımlarını 300 katın üzerinde bir artışa taşımış bulunuyor.

Test belgelendirme için yurt dışına her yıl giden para 2 milyar dolar. 2 milyar dolarlık bu hizmet Türkiye'de verilse 400 milyon dolara verilir. Dolayısıyla sanayici maliyet avantajı sağlarken bu hizmeti aynı zamanda Türkiye'de verilmesinden dolayı da ciddi bir istihdam da sağlanmış olur. Bu süreçte TSE'ye güvenen, sorumluluk veren başta Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım'a, Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın'a teşekkür ederim. TSE olarak her alana girmeyeceğiz. Ama her alandaki altyapımızı oluşturacağız. Sektör ve TSE işbirlikteliği her alanda sürecek ve uygunluk belgeleri sektörümüzün hizmetine sunulacak. Dünyada her yıl yeni uygunluk belgeleri standardizasyon paralelinde veriliyor. TSE olarak, biz sanayicimizden, sektör yetkililerimizden standartlar ve belgeler konusunda bizi uyarmalarını, bize ön bilgi vermelerini bekliyoruz. Çünkü TSE, bütün belgeleri takip edemez. Burada sektörün TSE yetkililerine uyarılarda bulunması gerekiyor. Bunları yapabilirsek eğer paralarımız cebimizde, ülkemizde kalır ve Türkiye'yi rahatlatmış oluruz.

Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak

Mevcut araçlarla ilgili hazırlayacağımız mevzuatla bir yol haritası çizeceğiz

Tehlikeli malların taşınmasıyla ilgili uluslararası ve yurt içinde sorumluluğumuzu daha emniyetli ve güvenli bir taşımacılığın sağlanmasına yönelik, inancım nedeniyle bakanlığımızın yeniden yapılanmasında, özellikle bu konuyla ilgili bir genel müdürlük oluşturuldu. Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü kuruldu. Uluslararası taşımacılığı uluslararası anlaşmalarla ve sözleşmelerle düzenlenmiş, Türkiye olarak da bu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin dört tanesine bir beşinci mod olan iç su taşımacılığı anlaşmasına henüz taraf değiliz. Tehlikeli yüklerin karayolu ile taşınmasına yönelik Avrupa anlaşması ADR'ye, tarafız denizyolu ile taşınan tehlikeli yüklerle ilgili Birleşmiş Milletler bünyesindeki denizcilik teşkilatı denizyolu ile taşınan tehlikeli yüklerle ilgili buna tarafız. Havacılıkla ilgili yine oluşturulan anlaşmaya tarafız. Demiryolu ile taşınan sözleşmelere tarafız.

Eğitimlerin önemli olduğu hepimizce malum. Eğitim konusunda ilk etapta sektördeki eksikliği değerlendirdik. Bir an önce eğitimciler yetiştirmek için 3-4 tane seminer art arda düzenleyerek gerek karayolu ile gerek denizyolu ile havacılığı ile tehlikeli yük taşımacılığında eğitim alması gereken kişileri eğitmek üzere kuruluşların oluşmasını sağlamaya çalıştık. Şu an Türkiye genelinde özellikle ADR kapsamında ilk kuruluş aşamasında 9 eğitim kuruluşu vardı şu an yetkilendirilmiş eğitim kurumlarının sayısı 33'ü buldu. Daha da artacak bu Türkiye geneline yayılmış olacak. Eğitim gerçekten çok önemli. Şoför arkadaşların taşıdığı yüklerle ilgili olası bir kazada nasıl hareket etmesiyle ilgili bilinçlenmesi çok önemli. 25 Ekim tarihi itibarıyla, en son yaşanan gelişmeler çerçevesinde yönetmeliği revize ederek tekrar yayınladık. Şoförlerin belgeleri ve araçların belgeleri ile yapacağımız yol kenarı denetimleri 1 Ocak 2014'ten sonra artıracağız. Bu denetlemeler çok önemli denetleme olmayınca maalesef ipin ucu kaçıyor.

Buna da sektörümüz hazırlıklı olmalı. Araçlarda veya şoförün kendisinde bulunması gereken belgelerin eksikliğinden ötürü de kendilerine yazılacak cezalara da katlanmalı. Cezayı yememek için de gerekli tedbirleri almalı diye düşünüyorum, değerlendiriyorum. Uluslararası taşımacılıkta tehlikeli yüklerin gerek ambalajlandığı gerek tehlikeli yükleri taşıyan araçların uluslararası sözleşmeler gereği belli bir sertifikalara sahip olması gerekiyor. Şu ana kadar ambalaj firmalarımız bu hizmetleri yurt dışına taşıyabildi. Biz ülke olarak bu yeterliliğe sahip durumdayız. TSE bir protokol imzaladı. 6 Mart tarihinde, gerek ambalaj kalıplarının testlerinin muayenelerinin yapılarak numaralarının verilmesi gerekse tehlikeli taşıyan araçların ADR uygunluk belgesi almasıyla ilgili ADR kapsamında TSE'yi yetkilendirmiş durumdaydık. TSE'de sağolsun çok güzel bir çalışma yapıldı. Hızlı bir çalışma yapıldı. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu belgeleri de şu an verebilecek duruma geldik. Denetimle ilgili 1 0cak

2014'ten sonra yol kenarı denetimlerine başlayacağız. Tehlikeli yüklerle ilgili de denetim yapacağız. Bu denetimlerde bakanlığımızın ilgili elemanları, trafik polisleri, jandarma ya da belediye zabıtaları yetkili olacaklar. Denetim yapacak bu elemanlara da eğitim vereceğiz. Bu yönetmelik kapsamında yeni, üretilecek olan araçların 1 Ocak 2014'ten sonra ADR'ye uygun olarak üretilmesi gerekiyor. Mevcut olan araç parkındaki durumun ADR'ye uyarlanması için bir kademeli geçiş süreci yönetmelikte öngörüldü. Bu geçiş süreçte 2018'e kadar yaşları itibarıyla TSE'ye gelip kendilerini rapor edip bu araçlara birer kimlik numarası verilecek. Şu an kaç tane aracımız var diye bir istatistik almaya kalktığımızda ciddi bir netice yok elimizde. Trafikten almış olduğumuz belgelerde 23 bin civarı tanker görünüyor. Ama tankerin haricinde tehlikeli yük taşıyan araçlarımız var. Kabataslak 50 bin civarında bir aracın şu an piyasada iç taşımacılıkta kullanıldığı bilgisi var elimizde. Mevcut araçların ADR'ye uygulanması ile ilgili biz bir çalışma başlattık. 30 Ekim itibarıyla bir toplantı yaptık. Bir çalışma grubu oluşturuyoruz. Mevcut araçlarla ilgili nasıl bir yol izleyeceğimizi çıkaracağımız Güvenli Taşımacılık Mevzuatı'nda ortaya koyacağız. Bundan sonra bütün araçların belgelendirerek sistem içerisine alınmasını sağlayacağız.

Soru cevap

Soru : İstem Yılmaz Nakliyat Numan Karaman

Kimyasal madde taşımacılığı konusunda uluslararası taşımacılık yapan, C2 Yetki Belgesi olan bir firmayız. Biz, uluslararası taşımacılık yapan firma olarak yönetmelik çerçevesinde belgelendirme sürecine girmemiz gerekiyor mu? 2014 yılına kadar gerçekleştirilmesi gereken bir durum mudur? Bu süreç nasıl yönetilecek?

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Faaliyet belgesi, taşıyıcıları değil; taşıyıcıların dışındakileri kapsıyor. Taşıyıcılarda bu belge zaten var. Bu belge taşıyıcıları kapsamıyor.



Soru : UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener

UND Eğitim Merkezi olarak ADR konusunda Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde eğitimler veriyoruz. ADR eğitimi için Ulaştırma Bakanlığı'nın kriterleri var. Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı'nın sürücü kurslarıyla ilgili kriterleri var. Eğitimin yaygınlaşması için sürücü kursları gibi bir yapılanma yapılabilir mi? Düşüncelerinizi alabilir miyim?

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Mesleki yeterlilik eğitimi kapsamında bu konuyla ilgili açılan kurslarda, mesleki yeterlilik belgesi istiyoruz. Bu kurslar ya da kuruluşlar bu yetki belgesini almış ise bu konuda onların ADR eğitimi vermesine olanak sağlıyoruz. Türkiye genelinde yaygın olan kuruluşların mesleki yeterlilik belgesini almış olması lazım. Şuan yedi bölgemizde de eğitim merkezlerimizde eğitimler veriliyor. Bu eğitimleri biz de yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Eğer sormak istediğiniz tam şuysa, mesleki yeterlilik eğitim belgesini aramayın, sadece Milli Eğitim Bakanlığı'nın tamam biz burada eğitim veriyoruz dediği bir alandan söz ediyorsanız bunun için düzenleme yapılması gerekiyor.

Soru : Fatih Şener

Burada eğitim merkezi konusunda aslında esnekliği sağlamak lazım. Çünkü MEB'in de onaylanmasını istediği kriterleri hemen hemen aynı. Devletin bir başka otoritesinin yaptığı çok daha fazla yaygın bir eğitim sistemi var. Anadolu'nun her şehrinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış eğitim kurumları var.

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Bildiğim kadarıyla şirketlerdeki yönetmeliğin kapsamında da onlarda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan geçmiş kriterleri arıyorlar. Bu konuyu tekrar değerlendiririz. Burada hazır söz eğitime gelmişken şunu söylemek istiyorum: Eğitim kuruluşlarımızın bir işe maalesef yeterli ciddiyeti vermiyorlar. Şöyle ki: Birçok tespitlerimizde şuana kadar eğitim kurumları özellikle şoför arkadaşlara eğitim veriyorlar. Bu sınavlarda başarı oranı yüzde 38'ler civarındaydı. Bunun nedenini araştırdığımızda belki sistem, soru bankası vs. gibi farklı etkenler de ortaya çıkabilir ama asıl neden şu: Kursiyeri kaydediyor, parasını alıyor fakat kursiyere eğitim vermeden her şeyi düzenliyor. Bu açıdan da eğitim kurslarının kendilerini gözden geçirmeleri gerekiyor.

Cevap : Çetin Nuhoğlu

Ben, bir şey ilave etmek istiyorum. Biraz önce söylediğimiz mesleki yetkinlik, mesleki saygınlık konusunda eğitimin önemini biliyoruz. Bu görüşmelerde şu ortaya çıkıyor: Eğitim, mevzuat ve bunların yayılımı konusunda veya görevler, roller çok iyi tanımlanmamış durumunda. Benim önerim; eğer kabul ederseniz çünkü en çok şikayet edilen konulardan biri de eğitim sonrası hemen imtihan yapılmaması. İşte senede farklı dönemlerde altı defa imtihan yapılması. Bu eğitimi alan şoför arkadaşların daha sonra seferlerde olmaları nedeniyle bu imtihanları kaçırmaları imtihana girememeleri sonucunu doğuruyor. Bizlere en çok gelen şikayetler arasında bunlar yer alıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği önderliğinde bir çalıştay hazırlayalım. Sizler de lütfeder bu çalıştaya katılırsanız bağımsız kuruluşları da dinlerseniz, gelen şikayetler konusunda bilgi sahibi olursanız standartlarla ilgili de yeni kriterler belirleriz. Belki o yüzde 38'lik başarı oranı yüzde 60-70'ler seviyesine varabilir. Sizin de söylediğiniz gibi sadece kursiyerlerden kayıt parası alıp eğitim verilmemesi daha da önemli bir soruna neden oluyor. Hem tehlikeye davetiye çıkarıyor, hem de haksız rekabete neden oluyor. Bugünlerde bu durumun konuşulmaması gerektiğini düşünüyorum. Hem standartların yükseltilmesi, hem de denetimin nasıl sağlanacağı, hem de kurumlar arasındaki bu iletişimin nasıl sağlanacağı konusunun çok yararlı olacağını düşünüyorum.



Soru : SS Haydarpaşa Mot. Taşıyıcılar Kooperatifi Oktay Erdoğan

Mevcut motorlu taşıtlar, mevcut araçları uygun hale getirirseniz denetimleri nasıl olacak ? Diğer bir sorum da SRC eğitimleri ile ilgili. Şoför kardeşlerimiz belli ki alt eğitim seviyesindeki kardeşlerimiz. Yurt içi SRC eğitimi var, yurt dışı SRC eğitimi var. Yurt içindeki arkadaşlarımıza SRC eğitimi veriliyor, yurt dışındakilere de verilmesini talep ediyoruz. Çünkü ikisi de ayrı kategoriler. Yurt içinde çalışacak arkadaşların yurt dışındaki konulara vakıf olmadığı için bu eğitimlere fazla zaman ayırmaması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitim konusunda daha geniş bir çalışma nasıl olabilir?

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Bu geçiş sürecinde mevcut araçların sistem içerisine alınabilmesi ile ilgili yönetmeliğin maddesini yıllara dönüştürdük. Mesela 2006 ila 2013 model araçlar 31.12.2014 tarihine kadar gelip bir şekilde kendi durumlarını rapor ederek belgelerini almaya çalışacaktır. 1985 model araçlar da 31.12.2017 tarihine kadar durumlarını tespit ettirip belgelerini alacaklardır. Buradaki amacımız, envanteri çıkarmaktır. Envanterimiz maalesef daha yok. Bu envanteri tespit etmeye yönelik bu çalışmayı gerçekleştirdik. Yol kenarı denetimlerle ilgili çalışmalarla ilgili gerekli sistemi oluşturduk. Yeni model araçları öne alıp, daha eski araçları daha sonraya bırakmamızdaki neden de şu: Şu anki üretilen araçlar ADR'ye uygun olarak üretiliyor. Ve buna 3-5 yıl önce üretilen araçları da dahil ettik. Dedik ki 3-5 sene önce üretilen araçlar ADR'ye uygun olarak üretiliyor. En azından ADR'ye uygun olarak üretilen araçların biran önce belgesini almasını sağlama hedefinde olduk. Bu bakımdan yeni model araçları daha öne aldık. Böylece kademeli bir geçiş yaptık. Bu kademeli geçişe göre eski araçlarla ilgili ceza uygulanacaksa uygulanacak, uygulanmayacaksa zaten uygulanmayacak dedik. Eğitimlerle ilgili, farklı eğitim metotları uygulanabilir. Belki sistemleri konuşmak ve sistemler üzerinden değişiklik yapmak gerekir. Bundan sonraki süreçte çok daha farklı eğitimler yapmaya çalışacağız.



Soru : Küçükler Taşımacılık Ensar Erçen

Eğitimlerde yaşanan sorunlara varolan denetim metotlarıyla çözüm bulamazsanız. Gizli bir başvuru yapın, bakın görün. Mali açıdan da denetim olması gerekiyor. Birçoğu fatura kesmiyor. Belki burada ilk defa gündeme geliyor.

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Biz denetimlere başladıktan sonra bu türden eksikleri gördük. Daha önce gemi adamları kurslarında benzer sorunlar yaşanıyordu. Orada merkezden takip edilecek şekilde online kurslar yapmaya başladık. Böyle bir sistemi ADR'de de uygulayabiliriz.



Soru : Diversey Kimya Ozan Dinçer

ADR gündeme geldiğinden beri aşamalı olarak ilerledi. 2013 yılından itibaren ambalaj konusunda yürürlüğe girecek hükümler için şirketimizi hazır hale getirdi. Ambalajlarımızın sertifikalarını yurtdışından temin ettik. ADR konusunda lojistik süreçleri de takip etmeye çalışıyoruz. Ancak gerek bizim çalıştığımız lojistik firmaları olsun gerek sektörün diğer lojistik firmaları olsun ADR konusunda çok ciddi bir hazırlık göremiyoruz. ADR denilince akla ilk başta tanker geliyor. Ancak bizim gibi ICB yükleri için tenteli araçlarla taşınıyor. Taşıma yapan lojistik firmalarında ADR konusunda bir bilinç oluşmadığını düşünüyorum. ADR konusunda geçiş öncelikle tankerlere daha sonra treylere mi olacak? ADR destekleri konusunda yurt içinde 'neyin ne olduğu' yerli yerine oturmamış durumda. Danışman kişiler şirketimizde çalıştırmak istemediğimiz seviyede. Bununla ilgili uluslararası firmaların yurtdışındaki bağlantıları ortak kullanmak gibi çözümler düşünüyor musunuz?

Cevap : Mehdi Gönülalçak

1 Ocak 2014 tarihinde hem tankerlere hem de diğer araçlara ADR uygulaması eş zamanlı olarak uygulanmaya başlayacak. Tehlikeli madde taşımacılığı yapan araçlar ADR konusundaki yasal uygulamalara uyacaktır. Geçiş süreci ile eksikliklerin tamamlanması öngörüldü. Güvenlik danışmanları eğitim süreci ile eğitimlerine kavuşacaklar. Sektörün ihtiyacı olan güvenlik danışmanlarını oluşturmaya çalışıyoruz. Güvenlik danışmanı zorunluluğu konusunda 9 aylık bir zaman tanındı. Bu süre zarfında hem biz hem de sektör kendisini hazırlasın diye. Şu an kısa süre içeresinde Güvenlik Danışmanı Tebliği yayınlanacak. Burada danışman olacak eğitim kuruluşlarını yetkilendireceğiz. Bu eğitim kuruluşları danışmanı eğitecek. İkinci bir yol olarak Avrupa Birliği finansından yararlanarak tarafından Karayoluyla Tehlikeli Yük Taşımacılığının desteklenmesi projesi var. Polonya ve Litvanya'nın kazandığı projeyi Ocak ayı içerisinde başlatacağız. Çok eğitim bölümleri var. Bu bölümlerde güvenlik danışmanlarını sektöre kazandıracağız. Sektörün ihtiyaç duyacağı güvenlik danışmanı ihtiyacını böylece karşılamayı planlıyoruz.



Soru : Çetin Nuhoğlu

Treylerin dorse olmadığını hep söylüyorum. Dorse, bir markadır. ABD'de 1960'lı yıllarda ilk ithal edilen treyler bu marka ile geldiği için güncel olarak aklımızda dorse ismi böyle kaldı. Basın da bunu böyle kullanıyor. Ama TREDER'in temel gayesi de öndeki çekici arkasındaki treyler. Bugün açık kasa taşımalarda da, tenteli taşımalarda da kimyasallarla ilgili orada tanımlanmış bir standart vardır. Kaan Bey, 1 Ocak tarihi itibarıyla isteyen arkadaşlara bu belgeleri verebilecek durumda mıyız?

Cevap : Kaan Saltık

Tankerlerde ADR belgeleri aranacak. Açık kasa araçlarda da bu belge aranacak diye anladık biz yönetmelikten.

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Öğleden sonraki panellerde de Cem Erçil bu konuyu aktaracaktır. Araçların Uygun Belgesi şasi, treyler ve tankerler için konuştuğumuzda tankerin şasiye sabit olduğu tek olarak değerlendirilebilecek üç çeşit bir değerlendirme söz konusu olacak. Treylere de bu belge düzenlenecek. Treyler tehlikeli yük taşıyacak ise treylere ayrı, şasiye ayrı düzenlenen bir belge olacak. Sabit-birleşik ise tek bir belge olacak ama açık yük taşıyorsa ya da tenteli ise burada da bir belge söz konusu olacak.



Soru : Veysel Yalçınkaya Servicexpress

Biz tehlikeli madde taşıyoruz. Bizim aldığımız çekicilerde ve treylerde ADR'li ve ADR'siz çeşitler mevcut. Bunlar arasında da fiyat farkı var. 5 bin Euro civarında. Biz, eylülden itibaren AB normlarına göre aldığımız ADR'li çekicilerde, treylerlerde bakanlık bir denetim uygulayacak mı, yoksa Avrupa'dan aldığımız bu belgelerle geçiş sağlanabilecek mi?

Cevap : Kaan Saltık

1 Ocak 2014'ten sonra sattığımız bütün tankerlerde, çekicilerde ve treylerlerde bunların hepsinin ADR normlarına uygun şekilde olması gerekiyor. Aksi takdirde trafik tescili olmayacak.

Cevap : Çetin Nuhoğlu

2010'da aldığınız araçlarla ilgili ADR normlarına haizse o araçlar, üretici firmaya başvurduğunuzda ADR belgelerinizi verecekler. 31 Aralık 2014'e kadar bunları tamamlamak zorundasınız. Üretici zaten bunları ADR normlarına göre yapmışsa, buradaki mağduriyet söz konusu olmayacak. Genel Müdürümün bahsettiği gibi 2006-2013 yılları arasında üretilen araçların ADR'ye uygun bir şekilde üretildiği düşüncesinden dolayı bir yıl süreyi belirledi. Yeter ki siz o ürünü alırken ADR'ye uygun olarak alın. Ama ADR gibidir, benzeridir, ADR'ye uyumludur ibareleri burada yeterli olmayacaktır. Ama buradaki geçiş sürecinde de bir düzenleme yapılacaktır. Siz 5 bin Euro ödemişsiniz, fazla ödemişsiniz o kadar fazla para etmez.



Soru : Mehmet Tanbaş

Ulaştırma Bakanlığı'nı Haziran 2012'den sonrası ve öncesi olarak ikiye ayrılmasının önemli olduğunu görüyorum. Genel Müdürlük kurulduktan sonra ADR konusunda ciddi adımlar atıldı. Biz, şoförlerimizden eğitim konusunda bir beklenti içindeyiz. 1290 sayfa olan ADR sözleşmeleri konusunda üst düzey yöneticilerimiz gerçekten yeterli bilgiye sahip olduklarını düşünüyorlar mı? Çünkü Üst Düzey Yöneticileri Derneği (ÜDYDER) olarak bu konularda üst düzey yöneticilerimizin konuya sahip olmaları gerektiğini düşünüyoruz…

Cevap : Mehdi Gönülalçak

İlk etapta kendi personelimize iç hizmetler kanunu dahilinde bu eğitimleri vermeyi kendimize görev bildik. Elbette hepimizin eksiklikleri olabilir. Düzenlediğimiz bu eğitim seminerlerimizle eğitimi aktarmaya çalıştık. 1290 sayfalık sözleşmeyi satırı satırına bilmemiz zaten düşünülemez. Ama şoförlerimizin kendilerini ilgilendiren konularda, güvenlik danışmanlarımızın kendilerini ilgilendiren konulardaki eğitimlere vakıf olmaları gerekir. Eğitim süreklilik arzediyor. Eksiklikleri zamanla gidermeye çalışıyoruz.

Cevap : Çetin Nuhoğlu

Üst Düzey Yöneticiler Derneği (ÜDYDER) olarak sizin TREDER, UND, UTİKAD Taşımacılar Birliği vs. bu konuda beraber çalışmanız gerekiyor. Çünkü sizdeki vizyonun meslek örgütlerine yardımcı olacağı kanısındayım. Biraz daha işbirliğini artırmamız gerektiğini düşünüyorum.



Soru : SS Haydarpaşa Motorlu Kooperatif Başkanı Erdal Şengül

Konteyner taşımacılığına bir özerklik vermeyi düşünüyor musunuz?

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Konteyner taşımacılığının da sektörle beraber hareket etmesi gerekiyor. Konteyner taşımacılığını ayırmayı düşünmüyoruz. Eğer tehlikeli yük taşıyorsa konteyner taşıyıcının ADR'li olması lazım.



Soru : TREDER Yönetim Kurulu Üyesi Seyit Usta

Burada bir haksız rekabet olmayacak mı? Piyasada 2008-2009-2010 model araçlarını satarak eskiye dönüş yapabilir. Eski model araçların değeri artacak.

Cevap : Mehdi Gönülalçak

Mevcut araçların sistem içine alınması daha neticelendirilmedi. Belki şunu diyeceğiz: 20 yaşın üzerindeki araçlar bu sistemde çalışmayacak. 85 model araçların belgelendirilmesi gerekiyor. Periyodik muayeneler olacak. Uygun olan araçlar belgelerini alacak ama uygun olmayanlar belgelerini alamayacakları için iş yapamayacak.

Cevap : Çetin Nuhoğlu

Sayın genel müdür zaten envanterin çıkarılacağını söyledi. Meslek örgütleri olarak bizlerin de envanter çıkarılması konusunda yardımcı olmamız lazım. O çıkarılacak envanterin sonucunda fotoğrafın tamamını görebileceğiz. Kargaşa yönetilemez. Ölçemediğiniz şeyi iyileştiremezsiniz. UND ve yurtiçi taşımacılar olarak envanterin çıkarılmasına destek olmamız lazım.

Cevap : Mehdi Gönülalçak

TSE'nin yükü ağır. Allah kolaylık versin. Belki bir kısım araçların ne belgesi var, ne kaydı var. TSE bunları tabi bir şekilde değerlendirecek.

ADR ZİRVE PANEL 1

Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Cemalettin Doğmuş

13 bin sürücüye eğitim verildi

Yönetmelikle tehlikeli maddelerin; insan sağlığı ve diğer canlı varlıklar ile çevreye zarar vermeden güvenli ve düzenli bir şekilde kamuya açık karayoluyla taşınmasını sağlamayı amaçlıyor. Bu nedenle gönderenlerin, alıcıların, dolduranların, yükleyenlerin, boşaltanların, paketleyenlerin, taşımacıların ve tehlikeli maddeleri taşıyan her türlü taşıt sürücüleri veya operatörlerinin hak, sorumluluk, yükümlülük ve çalışma koşullarına ilişkin usul ve esasları yönetmelikle belirlendi.

Tehlikeli Maddelerin, karayolları taşımacılığı alanında ticari faaliyet gösteren firmaların gönderenlerin, alıcıların, dolduranların, yükleyenlerin, boşaltanların, paketleyenlerin, taşımacıların 1/9/2014 tarihine kadar Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi alması zorunluluğu da bulunuyor.

Diğer bir madde; Tehlikeli maddelerin karayolu ile taşınmasında; ADR Bölüm 6'da tanımlanan ve Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluş tarafından test edilip UN Numarası verilerek sertifikalandırılmış olan ambalajların kullanılması zorunludur. Bu konuda TSE yetkili hale getirildi.

Tehlikeli madde taşımacılığında ADR'de tanımlanan etiket, işaret ve turuncu plakaların kullanılması zorunlu hale getirildi.

ADR Bölüm 3.2 Tablo A'da yer alan bir kısım tehlikeli maddelerin taşınmasında kullanılacak taşıtlar (EX/II, EX/III, FL, OX, AT ve MEMU) ADR Bölüm 9'da belirtilen hükümlere uygun olması gerekir. Söz konusu taşıtların, Türkiye'deki ilk muayenesinde, Bakanlık veya Bakanlığın yetkilendirdiği kurum/kuruluşça verilmiş Taşıt Uygunluk Belgesi (ADR Uygunluk Belgesi) ile belgelendirilmesi zorunludur.

Bakanlık, ADR Bölüm 9'da tanımlanan taşıtların, dönemsel teknik muayenelerinin yapılması ve bunun sonucunda ADR Uygunluk Belgesinin geçerlilik süresinin uzatılmasına yönelik olarak ayrı bir düzenleme yapar.

Bu Yönetmelik ve (ADR) hükümlerine uygun olarak ulusal ve uluslararası karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı yapacak şoförlerin, Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikası (SRC5)/ADR Şoför Eğitim Sertifikasına sahip olmaları zorunlu oluyor. Bu zorunluluk 1 Ocak 2014 itibaren başlıyor. Bugüne kadar 2010 yılından beri Bakanlığımızca 33 yetkili kurum yetkilendirilmiş, 5 kurumun da incelenmesi devam ediyor. Bugüne kadar da 13 bin sürücüye eğitim verildi.

Bakanlık, görev ve yetkileri kapsamında, trafikte seyreden taşıtların kontrolleri için karayolları kenarlarında tesis edilen sabit veya mobil denetim istasyonlarında tehlikeli madde taşıyan taşıtların denetimini yapacak. Tehlikeli madde taşıyan taşıtların denetimleri ayrıca; 23 üncü maddede belirtilen kurumlardan karayolunda denetim yapma yetkisi bulunan diğer kamu kurum ve kuruluşlarına mensup personel tarafından da yapılır.

Tehlikeli madde taşıyan araçlarda bulundurulması gerekli olan belgeler şunlar:

Tehlikeli madde taşıyan araçlarda aşağıdaki belgelerin bulundurulması zorunludur:

ADR Bölüm 5.4.1'de belirtildiği şekilde düzenlenen taşıma evrakı,
ADR Bölüm 8.2.2.8'de belirtildiği şekilde Tehlikeli Madde Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikası (SRC5),
Araçta görevli her personel için resimli kimlik belgesi (nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport),
ADR Bölüm 5.4.3'te belirtildiği şekilde, taşımacı tarafından sürücüye verilmek üzere hazırlanan yazılı talimat,
Birden fazla modla taşınan tehlikeli yükler için ADR Bölüm 5.4.5'teki Çok Modlu Tehlikeli Mal Taşıma Formu,
Taşıtlar için geçerli ADR uygunluk belgesi,
ADR'de tanımlanan Sınıf 1, Sınıf 6 ve Sınıf 7 tehlikeli yüklerin taşınmasında, bu Yönetmelik kapsamında belirlenen ilgili/yetkili mercilerden alınmış taşıma izin belgesinin fotokopisi,
Tehlikeli madde taşımacılığı yapan taşıtlara ait Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi.

Tehlikeli madde güvenlik danışmanı

Bu Yönetmelik kapsamındaki faaliyetleri gerçekleştiren işletmelerin, ADR Bölüm 1.8.3'te yer alan hükümlere göre tehlikeli madde güvenlik danışmanı istihdam etmesi veya tehlikeli madde güvenlik danışmanından hizmet alması zorunludur.

Yönetmelikte cezalar

  • Tehlikeli madde taşıyan ADR Uygunluk belgesi olmayan taşımacıya 1000 TL.
  • SRC5 Belgesi olmadan taşıma yapan sürücüye 200 TL.
  • Tehlikeli maddelerin karayolu ile taşınmasında; ADR Bölüm 6'da tanımlanan ve Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluş tarafından test edilip UN Numarası verilerek sertifikalandırılmış olan ambalajların kullanmayanlara 1000 TL.
  • Tehlikeli yük taşımacılığında kullanılan ambalajlardaki yüklerin, sınıf, tehlike derecesi ve muhteviyatı gibi özelliklerini ifade eden harf, rakam ve şekillerin yer aldığı etiketi kullamanyan göndericiye 1000 TL, taşıyıcıya 500, sürücüye 100 TL.
  • Tehlikeli madde güvenlik danışmanı çalıştırmayan işletmelere 1000 TL.



  • * UND arşivinden bir görüntü...

    TSE Ulaşım ve Lojistik Sistemler Merkez Başkanı Ömer Cem Erçil

    Sorunsuz, kazasız çok daha güvenli bir ülke göreceğiz

    Konuyu bir standardizasyon konusu olarak ele aldığımız zaman, güvenli taşımacılık kalitenin de önüne geçerek ADR gibi standardizasyonların oluşmasına öncülük etmiştir. TSE bu konuda onaylanmış bir kuruluş olarak gerek sıfır araçlar üzerinde gerekse de üretildikten sonra araçların kontrolü yapacaktır. Şunu net bir şekilde deklare etmemiz lazım. Tehlikeli maddelerin taşınması sadece petrol ve türevlerini kapsamamaktadır. Her türlü tehlikeli mal ve madde bu kapsamın içinde yer almaktadır. Bunu taşıyan araçtan, bunu taşıyan ambalaja kadar her ayrıntının ADR konvansiyon kapsamında incelenmesi, belgelendirilmesi ve muayenesi gerekmektedir.

    TSE olarak yeni müracaatları değerlendiriyoruz. Bu taşımacılık için kullanılan araçları ele aldığımızda 3 ana grup ile karşılaştık. Motorlu çekici, treyler ve üstyapı. Tehlikeli madde taşımak istiyorsanız belirtilen standartları karşılamanız gerekecektir.

    Tabi bu standartları karşıladığınızda yüzde 100 güvenli veya kazasız bir taşıma yapmanız mümkün değildir. Amaç bunu yüzde 100'e ne kadar yaklaştırabiliriz. Tehlikeli malların taşınmasındaki araçları incelediğimizde ilk olarak yoğun kullanılan tankerleri ele aldık. Bu yapı içerisinde yeniler, ADR mevzuatına göre üretiliyor, muayene ediliyor. Çünkü elimizde bir fırsatımız var. Bunu değerlendiriyoruz. Ancak mevcut araçlar için ne yapmalı? Bunlar ne olmalı ki bir denetim mekanizması altına girsin? Bu oldukça zor bir sorun. Temel bir yapı belirlemeniz lazım. Bir çizgi çizmeniz lazım. Hangi şartların altında bir tanker tehlikeli maddelerin taşınmasında kullanılmaması gerekir. Biliyorsunuz ki Türkiye'de ADR şartlarını karşılayan ve karşılamayan sayısını bilmediğimiz araçlar var. Peki biz bunları nasıl disipline etmemiz lazım? Problemin çözümü arayışına girdik. Sektör paydaşları bizlere çokça değer verdi. Onlara tekrar teşekkür ediyorum. Bizim önümüzde sıfır araçlar, hali hazırda yürüyen araçların disipline edilmesi gibi iki ana başlık var. Belki diyeceksiniz ki bunların büyük kısmı öyle başı boş değil. Ancak yine de tamamının bir otorite tarafından denetlenmesi gerekiyor. Çünkü bir çok koşulda yanlış yönlendirilebiliyor. Bizim ülkemize münhasır belki yurtdışında bu şekilde olmuyor. Mevcut yürüyen araçları da riskini azaltmamız lazım.

    Türkiye'de ADR şartlarına haiz olmayan araçların denetlenmesi için asgari limitler olması lazım. Ayrıca bütün bunların muayenesini ADR ve oluşturulacak mevzuat çerçevesinde denetleyebileceğimiz muayene merkezlerimiz kurmamız gerekiyor. Ki araçları gerektiğinde denetleyebilelim.

    Bizim için çok önemli iki çalışma var. Mevzuat altyapının tamamlanması. Ki Ulaştırma Bakanlığı konuya önem gösteriyor ve çalışma Grubu kuruldu ve konunun çözümü için çok önemli bir yaklaşım gösterdi. Tehlikeli malların taşınmasında kullanılan araçların muayenesine yönelik bir mevzuat çalışılması yapılıyor. Dolayısıyla normal araçlar gibi değil. Tehlikeli malların taşınmasında kullanılan araçların uygunluğunu ölçebilecek muayene istasyonunun kurulması önemli konu olarak önümüze çıkıyor.

    Bu yanlızca üstyapı değil. Araç ve üstyapı bütünlük halinde kapsayan bir iş. Gerektiği birisi, veya ikisi birarada değerlendirmemiz gerekiyor.
    Böyle bir mevzuat ile ADR konvansiyonun oturtulmaya çalışması gerçekten çok önemli. Ülkemiz güvenlik taşıma altyapısının oluşması için çok önemli. Muhtemelen atılacak adımlar bu eylemin haklılığını ortaya çıkaracaktır. Sorunsuz kazasız çok daha güvenli bir ülke göreceğiz.

    Petrol Sanayi Derneği Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Aydın Özbey

    ADR'ye geçişin hızlı ve kararlı bir şekilde yapılması gerekiyor

    Petrol Sanayi Derneği akaryakıt dağıtım firmalarının üye olduğu bir dernektir. PETDER (Petrol Sanayi Derneği) 23 Eylül 1996 tarihinde, petrol ürünlerinin üretimden tüketime kadar olan faaliyetler zinciri üzerinde çalışmalar yapmak amacı ile ülkenin önde gelen akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından kuruldu.

    PETDER'in bugün itibariyle toplam on üç üyesi bulunuyor. Alpet, Aytemiz, Belgin, BP, Gulf, ExxonMobil, Opet, Petline, OMV Petrol Ofisi, Shell, Shell & Turcas, Total, Turcas ve Turkuaz PETDER üyesi kuruluşlardır. PETDER'in kurucu üyeleri ise BP, ExxonMObil, Opet, Petrol Ofisi ve Shell ve TOTAL'dir. PETDER kuruluşundan itibaren güçlü, güvenilir ve objektif ilkelere dayalı profesyonel bir sivil toplum kuruluşu olmayı öncelikli hedef olarak koymuş ve hep bu yönde çalışmıştır.

    PETDER'in faaliyetleri; ilgili mevzuat uyarınca akaryakıt, LPG ve yağlama yağlarının güvenli ve ekonomik olarak piyasaya sunumunun temini; piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi, istikrarlı bir şekilde sürdürülebilmesi; haksız rekabetin, tüketici ve insan sağlığına zararlı eylemlerin önlenmesi; sektör standartlarının geliştirilmesi konularını kapsamaktadır.

    Yapılan çalışmalar ve sektördeki genel gelişmeler periyodik olarak yayınlanan sektör raporları ile detaylı olarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

    Ülkemizin PETROL ihtiyacının yüzde 90'ı ithalatla karşılanmaktadır. Rafineri lisans sahipleri tarafından 2012 yılında 19,48 milyon ton ham petrol ithal edilmiş, 2,32 milyon ton ise yerli üretimden temin edilmiştir. Ham petrol temini (ithalattan) 2011-2012 yıllarında 7,5 ve 7,7 oranında artmıştır. 2012'de ithalatın yüzde 39'u İran, yüzde 19'u Irak, yüzde 15'i Suudi Arabistan, yüzde 11'i ise Rusya Federasyonu'ndan yapılmıştır.

    Akaryakıt sektöründen sağlanan dolaylı vergilerin toplamı ise 50,5 milyar TL'dir.

    Rafineri lisans sahibi şirket sayısı 6 olup bunlardan halihazırda 4 tanesi (İzmir, Kırıkkale, Batman, Körfez) faaliyettedir. Akaryakıt dağıtım lisanslı firma sayısı 76, LPG dağıtım lisanslı firma sayısı 72, akaryakıt istasyonu sayısı 12.971, LPG otogaz istasyon sayısı 10.073, depolama kapasitesi de 4.7 milyon m3'tür. Sektörün finansal büyüklüğü 2012 yılında 98,3 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Akaryakıt sektöründen sağlanan dolaylı vergilerin toplamı ise 50,5 milyar TL'dir.

    Akaryakıt tüketimi 2012 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 3,5 artmıştır.

    20,1 milyon ton olan akaryakıt ürünleri ve LPG tüketimi 2012 yılı toplamında bir önceki yıla oranla yüzde 3,5 artış göstermiştir. 2012 yılı motorin tüketimi 15 milyon ton olmuş ve 2011 yılına göre tüketim yüzde 5,5 artmıştır. 2012 yılında benzin tüketimi 1,85 milyon ton, LPG tüketimi 3,7 milyon ton, jet yakıtı tüketimi 808 bin ton, fuel oil tüketimi ise 693 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılına göre 2012 yılında LPG tüketimi yüzde 1, benzin tüketimi yüzde 6,6, fuel oil tüketimi ise yüzde 12 oranında azalmış, jet yakıtı tüketimi yüzde 5,4 artmıştır.

    PETDER ilk günden itibaren ADR'ye geçişin hızlı ve kararlı bir şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.

    Üye şirketlerimiz, ülkemizde tehlikeli madde taşımacılığında bilincin artırılması, bu alanda taşımada kullanılan ekipman ve personelin standartlarının yükseltilmesi için çok büyük uğraşlar vermişler ve kaynak harcamışlardır. PETDER olarak geçmişten günümüze katılım sağlanan her toplantıda sağlık, emniyet ve çevre politikalarımızın bir gereği olarak ADR'ye geçişin önemine ve bu geçişin kararlılıkla sürdürülmesi gereğine vurgu yaptık. Bundan sonra da bu alanda yapılan yasal düzenlemeleri sonuna kadar desteklediğimizi belirtmek isteriz.

    ADR'nin ertelenmişi sektöre hiçbir zaman bir şey kazandırmayacaktır. Her zaman maddi kayba yol açmıştır.

    PETDER üyesi şirketlerin uygulamaları ADR geçiş süreci için önemli bir avantajdır.

    Tehlikeli madde tanınan tanker sayısının 27 bin adet olduğu ifade edildi. Diğer yandan tehlikeli madde taşıma sigortası yaptırılan araç sayısının 10 bin olduğu ifade ediliyor. Sadece akaryakıt sektöründe 20 binin üzerinde bir tanker olduğunu tahmin ediyoruz. Akaryakıt dağıtım sektöründe şirket nakliyelerinde kullanılan araçların neredeyse tamamı ADR'li araçlar. Ülkemizin önde gelen akaryakıt dağıtım firmaları 2000'li yılların başından günümüze bu nitelikteki araçlarla şirket nakliyesini gerçekleştirmektedir. Şirket taşımacılığı ile yapılan ürün ikmali, üstün SEÇ-G kurallarına uygun ve ADR geçiş sürecinde uyum için bir avantajdır. Ancak bu şekilde taşınan ürün miktarının yüzde 20'yi geçmeyeceğini tahmin ediyoruz.

    PETDER olarak ADR'ye geçişin sağlayacağı faydaları çok önemsiyoruz

    1 Ocak 2014 tarih itibariyle başlayacak süreçte özellikle Tehlikeli Madde Taşımacılığı açısından önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkan istatistik eksikliği giderilmiş olacaktır. Bu alanda oluşacak veri bankası değerlendirme yapabilmek açısından önem arz etmektedir. Diğer yandan meydana gelen kazaların Bakanlığa raporlanması ve bu kazaların Bakanlık bünyesinde sivil toplum kuruluşlarının da katılım sağlayacağı Kaza İnceleme Kurulları marifetiyle değerlendirilmesi ve kazaların kök nedenlerinin ortaya çıkartılması kazalardan ders çıkartılması ve tekrarlanmaması anlamında önemli bir kazanım olacaktır.

    Eğitimli personel stokunun artması ile kamu ve özel sektörde bu konudaki bilinçli kişi sayısı artacak, yangın, dökülme ve acil durumlarda doğru müdahaleye yönelik uzmanlıklar oluşacaktır. Dökülmelerden kaynaklı çevresel kirlenme, araç/ekipman kalitesinin ulaşacağı seviye ve eğitim sayesinde asgariye inecektir.

    Uluslararası ADR/RID Danışmanı ve Eğitmeni Alper Özel

    Gelecek daha güzel olacak

    Bu noktalara kolay gelinmedi. Türkiye'de ADR eğitimleri 1995 yılında Almanya üzerinde başladı. Eğitmenlerin Almanya'da eğitilme ve bir heyet karşısında sınavı geçmesi şartı vardı. Almanca bilmek zorundasınız. Almanya'ya teşekkür etmek zorundayız. Aksi takdirde bu dönemlerde tehlikeli madde taşıyamazdık ve Pazar tamamıyla yabancıların eline geçerdi. Tehlikeli madde taşımacılığını Almanya'dan öğrendik. Tabi bunun bir bedeli de oldu. Ancak 2010 yılından itibaren artık taşımalarımız Türk ADR belgesi ile yapmaktayız.

    O dönem ADR eğitimlerinin ardından sınavlar yapılırdı. Gönlümüz böyle olsun ister ama ADR sınavları önceleri 3 ayda bir sonra 2 ayda bir yapılıyor. Sürücülerin başarısının artması için eğitimlerin ardından yapılmasının büyük önemi var. Hem sürücülerin hatırlama kapasitesi düşüyor hem de önemli bir zaman kaybı ortaya çıkıyor.

    Gelinen nokta iyi. Gelecek daha güzel olacak. İşaretlemeler gayet başarılı bazı AB ülkelerinden bile daha iyi noktadayız. Balkan ülkesinden çok daha ilerideyiz.

    Tebliğ yayınlandıktan sora danışman eğitilmesi gerekiyor. Güvenlik danışmanı, sürücü, bir döngü. Bu döngü tamamlandığında bundan sonrası denetlenebilir ve ölçülebilir bir yapı olacak. Almanya'da her yıl karayolu taşımaları ile ilgili istatistikler yayınlanıyor. Bu istatistiklere bakılarak yetkililer stratejini belirlerler. Bizde de artık ölçülebilir, denetlenebilir taşımalarla önümüzde yıllar çok daha iyi olacaktır.

    TREDER Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Maraş

    Yeni bir dönem başlıyor

    1 Ocak 2014 tarihinde bizim için yeni bir dönem başlıyor. TSE'nin verdiği destekle, treyler üretiminde kaliteli üretim ve kontrol gelecek. Rekabet açısından da kontrol olmadığı için kalitesiz ve güvensiz araçlar piyasada. Bunlar tabi ki işi layığıyla yapan, yatırım yapan altyapıya sahip firmaları olumsuz etkiliyor. Merdivenaltı firmaları diye tabir ettiğimiz firmalar, piyasayı olumsuz etkiyor. Söz konusu firmalar zamanla ortaya kaybolacaktır. Zamanla işi layıkıyla yapan firmalar piyasada daha fazla söz sahibi olacaktır.

    Alışan Lojistik Operasyonlar Koordinatörü Jan Beslen Devrim

    Depolamanın daha fazla üzerinde durulmalı

    Bu toplantı nerede olduğumuzu göstermesi açısından çok önemli. Türkiye'de tehlikeli maddenin yanıcıdan ADR olarak algılanmasını konuşuyoruz. Neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bunu etrafımızdaki insanlarla konuştuğumuzda AB ile entegrasyon veya ticari bir faaliyet olarak ele alınmasından bir vatandaş olarak rahatsızım. Buna ihtiyacımız var. Çünkü biz bu ülkede yaşıyoruz. Tehlikeli maddelerin depolandığı yerlerin yanında çocuklar var, insanlar yaşıyor. Gebze Organize Sanayi Bölgesinde Endüstri Meslek Lisesi var. Sağında ve solunda tehlikeli maddeler olan yerler var. Bunların olmasına engel olamıyoruz. Oturduğumuz sandalyelerde poliüretanlar var. Bunlarsız yapamayız. Bu maddeler bir yerden bir yere taşınacak birileri üretecek. Bunu mevzuat olduğu için değil de biz içinde olduğumuz için yapmalıyız. Çocukların evde nasıl davrandıkları konusunda belirli çerçeveler var. Örneğin elini prize sokmaz. ADR konusunda gözümüzü kapadığımızda aklımıza İngiltere, Almanya, Fransa geliyor. Oysa Bulgaristan ve Romanya'da AB ülkesi. Ama bizler daha iyisi hayal ediyoruz. Oradaki denetimleri düşündüğünüz zaman orada olmak istemiyoruz. Biz daha iyi bir yerde olmak istiyoruz. Daha iyisine ihtiyacımız var. Bu daha iyisi sadece ekipman, altyapı ve sürücü eğitim açısından değil. Tehlikeli kimyasalların sürecinin tamamının yönetilmesi açısından daha iyisine ihtiyacımız var. Bu konuda da etrafımızda çok fazla mevzuatımız var Bundan dolayı da mutluyum. Örneğin tehlikeli atıklar, tehlikeli maddde taşıyan tankların yıkanması ile ilgili mevzutamız var. Endüstriyel kazaların önlemesine yönelik mevzuatımız var. Bunlar bizim daha iyi daha sağlıklı, daha az tehlikede yaşamamızı sağlıyor. Bu açıdan müşterimle konuşurken, Türkiye'de henüz ADR mevzuatı uygulanmıyor. Herhangi bir yerde depolayabilirim yada itfaiye bakmıyor denildiğinde çok üzülüyorum. Şuanda bulunduğumuz yerden 400 km mesafedeki Yunanistan'da bu kurallara dikkat ediliyor. Bizim insanımızın da Yunan veya Alman kadar kendisine değer vermesi gerekiyor. Biz depolama konusunda, tehlikeli maddelerin elleçlenmesinin daha az bilindiğini görüyoruz. Mevzuatın içinde de çok detay yer almadığı için kimse o konuya odaklanmıyor. Oysa tehlikeli maddeler taşınırken nasıl sızdığında zarar veriyorsa depolandığında da aynı zararı veriyor. Bu konuda sürekli eğitim vermek gerekiyor. Her hafta farklı konularda farklı açılardan eğitim vermek gerekiyor.

    2008'de verdiğimiz eğitimlerde işaretlerden şu malın zehirli olduğunu gösterir şeklinde bilgiler veriyoruz. Bir baktım IBC'nin kenarında kalmış bir mal var. Bir baktım elaman maddeyi ağzına attı. Ne yapıyorsun dedim. 'Zehirli mi diye merak ediyorum' dedi.

    2008'den bu yana gelinen yola bakarken Kocaeli İtfaiyesi çok büyük yol aldı. İtfaiye işlerin doğru yürümesi için baskılar kuruyor, bundan da çok memnunum. Ancak başka şehre gittiğimiz zaman bu denetim gücü ile karşılaşmıyoruz. Türkiye Marmara'dan ibaret değil. Her yerde bu standardın uygulanması lazım. Lojistik operasyonlarda binanın kendisi işin yüzde 25-30'unu oluşturuyor. Sonra teknolojiniz geliyor. Bir takım ürünleri yan yana koymamanız gerekiyor. Deponuzu belirli bölümlere ayırmak durumundasınız, bir tehlike durumunda belirli aralıklar bırakmanız gerekiyor. Böylece tehlike halinde yangının büyümesini engellersiniz. Bütün bunlar bize bir kelimeyi hatırlatıyor. Risk. Bütün bu operasyonlarda risk analizleri yapmamız gerekiyor. Açığa çıkan pozisyonlar için de aksiyon planı oluşturmamız gerekiyor. Maşallah deyip tahtaya vurup geçemiyoruz. Bütün önlemlerimizi alalım. Ama depomuz yanarsa ne yapacağımızı biliyor muyuz? Az önceki örnekte gördüğümüz gibi nereye kaçacağımızı biliyor muyuz?

    Tehlikeli madde güvenli danışmanı çok önemli. Bütün bu süreçleri iyi tasarlaması gerekiyor. Toplamda bir vatandaş olarak bu bilinci gerçekleştirmemiz gerekiyor.

    SORU CEVAP

    Soru: Tahsin Doğan (Tırsan Treyler)

    Trafiğe çıkan ilk araçlarda ADR belgesi istenecek mi? İlk denetim nerede yapılacak.

    Cevap : Cemallettin Doğmuş

    1 Ocak 2014'de trafiğe çıkacak araçlar tescil olurken ADR Belgesi istenecek.
    Denetimler, yol kenarındaki. muayene istasyonlarında yapılacak.



    Soru: Serkan Kuruoğlu(Sa-ba A.Ş)

    Aydınlatma sektöründe ADR sertifikasını ilk alan firmalardan birisiyiz. Ürünlerimiz üreticiler tarafından alınıyor. Ancak yedek parça değişiminde ADR onaylı ürünler yerine ucuz ürüne yönelebiliyorlar. Dolayısıyla araç ADR'den de çıkıyor. Ayrıca araç kusur tablolarında sürekli uygun olmayan değişiklikler yapılıyor. ADR kontrollerinde mevcut denetimler TSE tarafından mı yapılacak, yoksa mevcut muayene istasyonlarından mı olacak? Kusurlar belirlenirken üreticilerden fikir alınacak mı?

    Cevap : Cem Erçil

    Muayene istasyonlarında yapılacak tetkiklerle ilgili bir çalışma yaptık nihai karar Ulaştırma Bakanlığı'nda. Ulaştırma Bakanlığı'nın yapacağı mevzuat çalışmalarında muayene esasları belirlenecek. Buradaki araçların incelenmesi ve nihai hedef sistemin kontrolün ele alınması için muayene esaslarını Türkiye'ye uygun şekilde yapılması lazım. TSE olarak ne talimat verilerse –ki otorite bakanlığımızdır- bu talimat çerçevesinde gerekli altyapı kurulur. Bu konuda çeşitli istişareler yaptık. Örneğin ADRli bir araçta ABS olmazsa olmaz konusu. Normal bir araç muayene istasyonu olarak değerlendirilmeyecek. ADR'ye özel bir mevzuat çerçevesinde farklı bir alan olarak değerlendirilecektir. ADR'li araçların muayeneleri ile ilgili, TSE şu anda yaklaşık 100 milyon TL yatırımı başlatmış durumda. İlk etapta 5 il arkasından da 18 il de yapılanma olacak. ADR'nin gerektiği esaslar belirlendiğinde, filtre mekanizmasına mutlaka uymayanlar takılacaktır.



    Soru : Sevda Bozacıoğlu (Kansai Altan Boya)

    Türkiye karayolu altyapısı buna hazır mı? Tüneller, boğaz köprüsü, tehlikeli madde taşıyan araçların dinlenme yerleri. Karayollarında ilgili alanlar tamamlandı mı? Yönetmelikte tehlikeli madde taşımacılığı, Mehdi bey de konuşmasında tehlikeli yük veya mal kelimesini kullandı. Tehlikeli yük kapsamında madde demek çok doğru gelmiyor. Jargonun önemli olduğunu düşünüyorum. Sonra yanıcı madde hikayesine dönmesin.

    Cevap : Cemallettin Doğmuş

    Yönetmelikte köprü geçişleriyle ilgili KGM'nin çalışmalar var. İlçelerde Kaymakamlar denetimler yapacak. Diğer yerler Ulaştırma Koordinasyonu Süre 2014 ün sonuna kadar belirlenecek. Tehlikeli maddeden kastedilen Tablo 3.2a'da belirtilen maddeler.



    Soru : Aydın Özbey

    Türkiye'de geçen yıl ne kadar tanker üretildi. ADR'li araçla yola devam etmek isteyenler için Türkiye'nin kapasitesi nedir?

    Cevap : Kaan Saltık

    3 binlik kapasitesi 8 firmanın kapasitesi. Türkiye'de yıllık 25 bin adet treyler satılıyor. Yıldan yıla yüzde 5-7 oranında değişiyor. 1550 adet tanker treyler satışı anlamına geliyor. Burada kapasitemizin sadece yüzde 50'sini kullanıyoruz. Yönetmeliklerin ertelenmesi talepleri öteledi. Sektördeki farkındalık az. Zirveyi tanzim etmemizdeki bir amacımız da bu farkındalığı yaratmak.

    ADR ZİRVE PANEL 2

    TREDER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Tokatlı

    ADR'li araçları üretmek çok ciddi bir iştir

    Bu süreçte bakanlık ve TSE yetkililerine teşekkür etmek istiyorum. Hakikaten çok güzel bir iş başardılar. İnşallah hepimizin desteğiyle bu işi sonuna kadar götüreceğiz. Türkiye'de ADR'li tanker konusu aslında yeni bir konsept değil, Türkiye'de 15 yıldır ADR'li tanker kullanılıyor. Ama nasıl kullanılıyor? İthalatla ya da yerli üreticilerin dışardan belgelendirilerek araçlar kullanılıyor.

    Bu araçları üretmek çok ciddi bir iştir. Çeşitli aşamalar içeriyor. Piyasada ADR sertifikalı tankerler var. ADR'ye uyumlu tankerler var, ADR'siz tankerler var. ADR'li tankerlerin süreçlerinden bahsetmek istiyorum ki bu farklar az çok anlaşılsın.

    ADR'li tanker üretmek için iş önce üretim yerinden başlıyor. Üretim yerinin de buna uygun olması lazım. Ayrıca bunları üreten kişilerin, özellikle kaynakçıların da gerekli sertifikalara haiz olması gerekiyor. Bu aşamayı gerçekleştirdikten sonra tasarım onayı almamız lazım. Tasarım hangi süreçlerden geçer? ondan da biraz bahsedeyim. Öncelikle tasarım onay dosyası hazırlamanız lazım. Üretici olarak öncelikle hangi malı taşıyacaksınız ona karar vermeniz gerekiyor.

    Yapacağınız tankın sınıfını belirliyorsunuz. Ondan sonra yapacağınız tankın yapısal olarak bir tanımlamasını yapmanız lazım. Hacim aralığı ne olacak bölme sayıları ne olacak? Dalgakıran yerleşimleri nasıl olacak? Kullanacağınız malzemeler ne olacak? Bunların ayrı ayrı sertifikasyonun yapılması lazım. Tüm bunları dosyanıza ekliyorsunuz. Tankın daha sonra gövde tasarım hesaplamaları yapılıyor. Hatta projeler yaparak en ince ayrıntısına kadar dosyaya koyuyorsunuz. Hesapları yaparken normal yol koşullarında statik ve dinamik yüklere göre hesap yapmanız lazım. Daha sonra tankın bağlantı elemanlarının tanımlanması ve nasıl olduğunun belirlenmesi lazım. Bunların hepsi bir dosya haline getirilip kullanacağınız malzemelerin de sertifikalı ve izlenebilir olması lazım. Hepsini tek tek dosyaya koyuyorsunuz ve bunu onaya gönderiyorsunuz. Onay kuruluşu -TSE- inceliyor varsa bir eksiklik size bildiriyor. Siz tekrar düzeltip onaya sunuyorsunuz ve nihayetinde tasarım tip onayı alıyorsunuz. Bu tasarım tip onayı almadan ADR'li tanker üretmek mümkün değil. Bunu aldıktan sonra üretime hazırsınız. Dosyada topladığınız her türlü bilgi ile birlikte üretime geçiyorsunuz.

    Tasarım tip onayı alarak ADR sertifikalı tanker üretmeye başlıyorsunuz. Tasarım tip onayı aldıktan sonra üretime geçiliyor üretim de belli aşamalardan geçiyor. Öncelikle uygun sertifikalı malzeme dosyada tanımladığınız her şeyi topluyorsunuz. Tankın gövdesi üretiliyor, kaynak imalatta burada yapılacak iş, üretimden sonra bütün kaynakların X-ray'de kontrolünü yapıyorsunuz. Eğer hata varsa bunlar X-ray'de ortaya çıkıyor. Daha sonra tankı boyaya girmeden önce bir hidrostatik bir basınç testine tabi tutuyorsunuz. Bu testten de geçerlilik alındığında ondan sonra final montaja geçebilirsiniz. Ürettiğiniz her tankerin şasi bazında numarası yani izlenebilirliği olması lazım. Boyayı yapıyorsunuz. Montajını yaptıktan sonra Daha sonra bir sızdırmazlık testi var. Bu testlerden sonra bu tanker ADR sertifikası almaya hak kazanıyor.

    Şasi plaketi üretiliyor. Bu şasi plaketinde burada sizin şasi üretim onayınızdan üretim tarihine kadar basınç değerlerine kadar her türlü bilgi burada yer alıyor. Ve onay kuruluşu geliyor ve onayı veriyor.

    Bu gövde içindi bunun bir de alt tarafı var. Yürüyüş durumundayken elektrik ve fren sisteminin EC91-98'e göre kontrollerinin yapılması lazım. Onaylarının alınması lazım. Sonra aracı komple ADR'li hale getiriyorsunuz. Bundan sonra asıl T9 dediğimiz belge almaya da hak kazanıyor olmanız lazım. Bakanlık ve TSE den isteğimiz bu. Bizim bir an önce uluslararası standartta taşımacılığın için T9 belgesi alıyor olmamız lazım. Bundan sonra bakanlık olarak izleyeceğimiz şey bu. Uluslararası standartlarda taşımacılığa çıkmamız için onay almamız lazım.

    Tankeri yaptıktan sonra iş bitmiyor denetim ve kontrol süreci lazım.

    Bir tankeri 3 yıl içinde sızdırmazlık testine tabi tutmanız lazım. 6 yıllık periyotlarda da hidrostatik basınç testlerine tabi tutmanız lazım. Bunların yanında dizayn ve uygunluk olarak yapılmış mı ekipmanlar belirtildiği şekilde mi kullanılmış servis ekipmanları çalışıyor mu bunların denetimlere tabi tutulması lazım. Burada da TSE'ye ciddi bir iş düşüyor. ADR'li tankerin bundan sonrada aynı şartlara bağlı olarak yürürlüğünün devamının sağlanması için bu gerekiyor.

    Ağır Ticari Araçlar Derneği Başkanı Bahadır Özbayır

    ADR ile nakliyecilerimizin rekabet gücü artacak

    Ağır Ticari Araçlar Derneği Başkanı sıfatı ile burada bulunuyorum. Ağır Ticari Araçlar Derneği 2001 yılında kuruldu. Türkiye'nin ve Avrupa'nın önde gelen ağır ticari araç üreticilerini ve ithalatçılarını, bunun yanında üst yapı ve treyler ithalatçılarını ve imalatçılarını da bünyesinde bulunduran yani bu özelliğiyle de TREDER ile kardeş sayabileceğimiz hep birlikte çalıştığımız bir dernek. TREDER'i de bu güzel organizasyonu da bu önemli konuda katkılarından dolayı tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum.

    Ağır ticari araçlar dediğimiz zaman, ADR nereye uygulanır, nereye uygulanmaz dediğiniz zaman; Kamyon çekici ve otobüsten bahsediyoruz. Ağır ticari araç dediğimiz zaman, otobüsü bir kenara bırakalım. Yük taşıyan, kamyon ve çekiciden konuşuyoruz. Piyasa tabiriyle söyleyelim; ön var, arka ve üst var. Ön dediğimiz çekicinin kendisi şasi, arka dediğimiz treyler, üst dediğimiz rijit kamyon. 6x2, 8x2, 4x2 bunun üstüne sabit bir üst yapı koyarsınız. Bu üçlü yapıdan bahsediyoruz.

    Kamyon pazarına baktığımız zaman üst yapılı araçlar 6x2, 8x2 dediğimiz 10 teker 12 teker de derler. 25 ile 32 tonluk araçlardan oluşuyor. Bunlar 2, 3 ve 4 dingilli rijit kamyonlardır. Bunların üzerine tanker üst yapısı konulabilir. Treyleri hepimiz biliyoruz ön tarafı çekici arka tarafı treyler. Bu kombinasyonda Türkiye Avrupa'nın en büyük kamyon ve çekici pazarlarından bir tanesi. Birinci pazar Almanya, ikinci pazar Fransa, üçüncü pazar bazen araya İngiltere girer ama Türkiye'dir. Dolayısıyla büyük bir kamyon ve çekici pazarından bahsediyoruz. Onun için bu bağlamda ADR konusu önem kazanıyor.

    Bu toplantı için hazırlığımı yaparken araç tarafından bakarak acaba Türkiye'de ne kadar ADR'li araç satılır, potansiyel nedir? Oradan bir analiz yapmaya çalıştım. Tamamen bireysel bir analiz bakalım sonunda nereye geleceğiz? Türkiye pazarında kamyon ve çekicide 6 ton ve üzerini aldığımız zaman son 10 yılı alın. Bunun içine 2001 yılı gibi 1999 yılı gibi aşırı kriz yıllarını çıkardığınız zaman ortalama 6 ton ve üzerinde 35 bin adetlik bir pazar var. Bu pazarın yıllar içinde geldiği nokta itibariyle ile yüzde 50'si kamyon çekici haline geldi. Eskiden çok daha az çekici payı vardı. Yüzde 10'lardan 50'lere geldi. 35 bin adedin 17 bin 500 adedinin çekici diyebiliriz. Yüzde 20'si inşaat kamyonudur. Bu da 7 bin adet yapıyor. Ağır nakliye kamyonu dediğimiz çekicinin dışında 6x2 8x2 klasik Türk kamyonları yılda 3 bin 500 adet satılır. Bunun dışında orta ve hafif kamyon olmak üzere yüzde 20'de. Geri kalanlar 7 bin adet. Türkiye pazarı böyle dağılım gösterir.

    Tehlikeli madde taşımacılığı bunlardan hangisiyle ilgili. Uzun mesafeli taşımalarda çekici treyler kombinasyonu kullanılıyor. Orta mesafede 25-32 tonluk az önce dediğim Türk tipi kamyonlar kullanılıyor. Bunlar sabit tanker üst yapısıdır. Araca takılmış durumda. Kısa ve dağıtım amaçlı kamyonlar 15 tonla 21 tondur. Genelde tanker üst yapısı vardır. Orta ve inşaatı bir tarafa koyduğumuz zaman çekici satışları istatistiklerimizden bakıyoruz. Yüzde 5'i akaryakıt taşımacılığı başta olmak üzere tehlikeli madde taşımacılığına gidiyor. (ADR'li veya ADR'siz) 17 bin 500'den hesapladığımız zaman 900 adetlik tankere gidiyoruz. Diğer rijit kamyonların da yüzde 10-15'i bu sektöre gidiyor. 100 adet de oradan geliyor. Topladığımız zaman benim bulduğum rakam 1500. Kaan bey treylerden hesapladı, ben araç satışlarından bu rakama ulaştık. Aynı sonuç çıktı. Demek ki aklın yolu bir.

    Pazar büyür mü diye baktığımız zaman bunun üzerine 2 farklı şey daha geliyor. ADR ile nakliyecilerimizin rekabet gücü artacak. Böyle bir ilave pazar gelecek. Bir de yaşlarına göre eski araçların kademeli olarak ADR'ye dönüştürülmesi. Bu da ilave pazar getirecektir. Hesap ettiğimiz zaman önümüzdeki yıllarda 2 bin hatta 2 binin üzerinde bir pazardan bahsedebiliriz ki 10 yıllık bir perspektifte önümüzde 20 bin adetlik bir pasta duruyor.

    Kapasite, teknoloji konusu konuşuluyor. Araç üreticileri bunu çözmüş durumda. Üreticiler en üst seviyede ADR'li araç üretiyorlar. Kapasite ile ilgili en ufak bir sorun yok. ADR süreci Türkiye'de araç üreticileri ve ithalatçıları tarafında da oyunun kurallarını önemli ölçüde değiştirecek.

    Üst yapıya arkadaki treylere ADR'li üst yapıya en uygun aracı hangi üretici geliştirecek bu konuda bir rekabet ortaya çıkacak. Üst yapı ile treyler ile aracın uyumu çok önemli. Bunu başarabilen uygulamayı yapan üreticiler önde yer alacaklar. Treyler üreticileri ile araç firmalarının işbirliği daha da artacak. Eğitim konusu konuşuldu. Netice itibariyle en üst seviyede araç üretmiş olabilirsiniz. Neticede bunu insan kullanıyor. Kalite halkanın en zayıf halkası insana kalıyor. O nedenle eğitim burada da çok önemli. Araç üreticilerinin standart eğitim programlarının da filo sürüş eğitim programlarında ADR'li araçlara özgü programlar ayrı bir yer alacaktır.

    İsmet Yılmaz Nakliyat Genel Müdürü Numan Karaman

    ADR'li olunmaz, doğulur

    Bildiğiniz gibi UND'deki Çalışma Grubu'nda sesimizi duyurmaya çalıştık. Belirli bir noktalara geldik. Sesimiz duyuldu ve yankı buldu. Bu sevindirici bir durum. Burada bir enstrümandan bahsediyoruz. Şimdi bu enstrümandan notalar çıkaran bir firma olarak konuşacağım. Geçen süreci de biraz anlatmaya çalışacağım. Bugün Türkiye'de ADR algısı oluşmasına vesile olan AB'deki petrol dağıtım firmalarının Türkiye'deki faaliyetleri. İkincisi de Avrupalı sermayedarların tehlikeli maddeleri Avrupa standartlarında teslim etme çalışmasıdır. Petrol dağıtım firmaları kendi çalışmalarını büyük ölçüde tamamladılar. Bu firmaları ADR'ye en hazır olan taraf olarak görüyorum. Global firmalar, Türkiye'de bize bir takım şeyler öğrettiler. Söz konusu firmalar kendilerine uygun, vizyonel firmaları patner seçtiler. Biz onlardan birisiyiz. Firmaların taleplerine cevap verebilmek için yola çıktık tabiri caizse koşmaya başladık. Yanımıza tanker üreticilerini, danışmanları aldık. İlk ADR eğitimini Ernail Hayırlı'dan aldım. Kendisinin bu sürece katkısı çoktur. Alper Özel ile tanıştık daha sonra. Alper bey süreçlerimizi kontrol etmeye başladı.

    Bu faaliyetler neticesinde bir maliyet oluştu. Bütün bunların sonucunda uluslararası standartlarda hizmet üretmeye başladık. Başlangıçta hiç duymadığımız şeylerle karşılaştık. Örneğin T9. Nedir bu diye sorduğumuzda? Aracın teknik donanıma uygunluğunu gösteren uluslararası bir belge. Bu evraklarla tanışmaya başladık. Tabiri caizse belge veren elamanları pışpışladık. Araç sağlayan firmalar ve kişisel çabalarımızla güçbirliği sağlayarak yol aldık.

    ADR'ye tarafımız olmamızla süreç başladı. Otoritemiz tarafından bu sürecin tanınmasıyla ve otoritenin burada kendisini itici bir güç olma gerekliğinin farkına varması dönüm noktası oldu. UND olarak sektörde dökme kimyasal alanında uluslararası taşıma yapan firmaları biraraya getirdik. Sesimizi duyurmaya çalıştık. Karşımızda bir muhatabımız var. Muhatabımız bizden ne istediğimizi öğrenmeye çalışıyor. En güzel tarafı bu.

    ADR ekipmanı ürettirdik. Yurtdışına çıkacağız. Daha dün tehlikeli maddeyi öğrenmiş ülkeler tarafından araçlarımız denetlendi. Bizlere ceza kestiler, arabaları bağladılar. Ateşeler, devreye girdi. Arabalarımızı eskort ile geri gönderdiler. Bu söylediğim olayın her biri 6-7 bin Euro. Geçen gün beni aradılar. Bir nakliyecinin aracı Türkiye sınırına 60 km uzaklıkta Harmanlı'da durduruluyor. Gerekçe olarak aracın içerisinde yanıcı gaz olduğu belirtiliyor. Tenteli araçta 300 metreküp kadar deodorant var. Bir Bulgar firma bulduk. Treyleri garaja çektirdik. 600 Euro Bulgar aracına para verdik. Bu süreçleri yaşadık. Bu süreçlerin yaşanmayacağını bilmek çok sevindirici. Türk taşıyıcıları olarak bu ülkenin hizmet standartlarını çıkarmaya başlıyoruz. Desteğe ihtiyacımız var.

    Tehlikeli kimyasal madde kafese kilitli aslana benzer. Aslanı iyi korursanız bir şey olmaz. Bu maddeyi nasıl yükleyip, boşaltmayı bilirseniz bir sorun çıkmaz.

    ADR'li olan ve olmayan araçlarımız var. Panelist paneliste soru sorabiliyor mu bilmiyorum. Konuşmalar arasında tam olarak doyurucu bilgi alamadım. Birincisi bize sorulan soru vardı. ADR'siz araçlar ne olacak? Benim bu soruya sloganımla cevap veriyordum. ADR'li olunmaz ADR'li doğulur. ADR'li doğmamış bir aracın regülasyonlara nasıl absorve edeceğimizi konuşuyoruz. Asgari limitler belirlenmeli diye konuşmalar oldu. ADR'de LGVT standartlarına göre 380 milibar bir basınca dayanıklı olması gerekiyor. Asgari limitler oluştururken bir tank tipimi oluşturmak ise ki buna sonuna kadar desteklerim. Diğer yandan, tamam bundan sızmıyor şeklinde bir limit uygulanıp aracın 2018 yılına kadar çalışmasına müsaade mi edilecek?

    Bir konuyu da iletmek istiyorum. ADR'li araçlar için sürücüye ihtiyacımız çok. Bu sınavların mümkün olan en kısaya çekilmesini istiyorum.

    Shell&Turkas Karayolu Nakliye Kontrat Müdürü Hüseyin Doğanay

    Kurumsallık ve profesyonellik artacak

    Bildiğiniz üzere tehlikeli madde denilince akla akaryakıt geliyor, sonra LPG, LNG. Araçlarda da tanker geliyor. Biz de PETDER veya Shell olarak konuşabiliriz. En çok etkilenen tarafındayız. Bu salonda üreticiler, taşımacılar var. Ben de dağıtım firması olarak konuyu ele alacağım. 2009 mayısdan beri Shell'de İkmal ve dağıtım departmanına bağlı nakliye filosunda kontrat müdürlüğü yapıyorum. Nelerden sorumlu olduğuma gelirsek... Shell ile akaryakıt dağıtımımızı işleten taşıma müteahhitleri arasında tüm finansal, operasyonel ve iş emniyeti konulardan sorumluyum. Diğer yandan nakliye hizmeti verdiğimiz bayi ve ölçekli müşterilerimizden sorumluyum.

    Shell 1000 istasyonunun 300'ünü Shell'in nakliye filosuyla biz taşıyoruz. Yüzde 35'ini biz taşıyoruz. Bu oran Türkiye'de ortalama yüzde 15. Bu filo 1998 yılında ilk kurulduğunda ADR temelleri üzerinde kuruldu. Biraz önce yurtdışından getirilen ilk ADR'li tankerlerden bahsedilirken, bunu alan ilk filolardan bir tanesi de Shell'in filosudur. Zaman ilerledikçe taşıma müteahhitlerimiz, ADR'li tanker ihtiyacını Türkiye'den karşılamaya başladı.

    Shell'in 2012 yılında yaptığı karayolu taşıma stratejisi ile ilgili bir takım sonuçları paylaşmak istiyorum. Bayilerimize bir anket sunduk. Bu anketle onların ihtiyaçlarını belirlemeye başladık. Temel sorular; neden Shell nakliye filosunu kullanmıyorsunuz? Kendi taşımanızı neden yapıyorsunuz veya dışarıdan nakliye filosunu kullanıyor musunuz? Ne zaman Shell nakliye filosunu kullanamaya başlarsınız?

    Buradaki birinci ana konu. Bizim onlara verdiğimiz nakliye bedelinin makul düzeyde tutulması. Taşımalarını kendileri yapan bayilerimizin yüzde 90'ı neden Shell nakliye filosunu kullanmıyorsunuz sorusuna fiyat cevabı veriyor. Bizim nakliye bedelinin makul düzeye çekilmesini istiyor. Ardından bunun üzerine yüzde 55'i ADR mevzuatını bekliyorum diyor. Eğer ki nakliye filoları bizim gibi kurumsal filolar veya taşıma müteahhitleri olarak operasyon verimliliğine dayalı ucuz hizmet sunabilirsek, bayilerin bir kısmı nakliye filolarını bağımsız filolara bırakacak. Bu konudaki şahsi fikrin; yüzde 35'lik oranımızın yüzde 50'lere çıkacağı yönünde. Türkiye'deki 15 oranın da yüzde 35-40'lara çıkacaktır.

    2010 yılında ADR onayı olan tankerlerin Shell terminallerinde alttan dolumu almaya başladık. Değerli treyler üreticileri ile dirsek teması şeklinde çalıştık. 240 bayimizin araçları ADR'li hale geldi. Ne zamanki Shell ve diğer dağıtım şirketleri sektörde el ele verip, insanların önünü açtığı zaman belli kısım bayilerimiz ve nakliyecilerimiz fırsatları değerlendirecektir. Burada bazı belli belirsizlikler var. Bu konuda belirsizliklerin giderilmesi için PETDER çalışmaları devam ediyor.

    Özet olarak ADR mevzuatındaki kararlılık söylenmesiyle bireysel nakliyecilik formasyon değiştirecektir. Daha kurumsal daha profesyonel firmalara dönülecek. Bu bugünden yarına olmayacak. 2018 yılında da olmayacak. Ancak paylarda değişim olacak. Bir tarafın payı artarken diğer tarafın payı azalacak. Bir süre sonra AB'deki durum gibi dedike fillolar bile kullanılmayacak. Bu ne demek? Nakliye sektörü o kadar oturmuş-profesyonel oluyor ki; emniyete duyarlı kaliteli, bakımları zamanında yapılmış, sürücüleri eğitimli araçları çok çabuk bulup sisteme adapte edebilirsiniz. Bu bir sonraki aşama olacaktır.

    Bu durum sürdürmek öncelikle lojistik sektörüne daha sonra ülkemize fayda sağlayacaktır.

    TSE Ulaşım ve Lojistik Sistemler Merkez Başkanı Cem Erçil

    Sistemi tıkamayacak, ülkeye yakışacak bir çözüm olacak

    Türkiye'de ADR'si olmadan da hareket eden ve bu işi yapan, tanker veya taşıyıcı grupları var. Bir tarafta da yeni mevzuat çerçevesinde ADR'ye uygun olarak (Biraz önce arkadaşların dediği gibi ADR'li olunmaz doğulur) üretilen araçlar var. Üretim yeri incelemesinden, üretim esnasında ve çıktısında bir sürü süreci tamamlamış. Bir de bu süreci yaşamamış bu süreçten eksik kalmış araçlar var. Türkiye gerçeklerine bunları nasıl entegre edeceğiz? İlk sorumuz bu. Bunun için çok çalıştık istişareler yaptık, sektördeki paydaşlarımızdan değişik görüşler aldık. Şu noktaya geldik. Birinci husus bu tehlikeli maddelerin taşınması için kullanılacak yapının üç ana unsurdan oluştuğu; üst yapı dediğimiz tank, konteyner veya aracın üzerine monte edilen her türlü tehlikeli maddenin içinde taşınacağı kısım ve treyler dedik. Treyler taşıyıcı olarak kullanılan kısım, bir de çekici dediğimiz motorlu taşıttan meydana gelen üç ana unsur var. ve ADR kapsamında madem ki bunların tümü entegre edilmek zorunda, o zaman bunları en az zarar verecek ölçüye nasıl getirebiliriz? ADR'li doğmamış bir sistemi ADR'li yapma şansımız yok. Ancak hiç değilse kötünün iyisi derler ya. Mevcut araçları asgari limitlerle olabildiğince az tehlike taşıyacak hale getirmemiz lazım.

    Türkiye'de binlerce aracın ADR'li olmadığı durumda, bu yapıyı inkar etmemiz mümkün değil. Biz Türkiye gerçeğine göre Türkiye'nin vücut ölçülerine göre elbise biçmek zorundayız. Nihayetinde geldiğimiz nokta olmazsa olmaz kriterleri güvenli taşımacılık kriterlerini kısacası GT (Güvenli Taşımacılık) dedik. Biz uluslararası taşımacılıkta ADR'yi kullanırken, elbette ki ulusal ADR'ye taraf olmamış ülkeler gibi GT mevzuatı olgunlaştırmayı amaçladık. Ulaştırma Bakanlığımız ile bu konuda çok güzel bir çalışma ve diyaloğumuz oldu. Sektör ile bunu çok güzel paylaştık ve belirli bir noktaya getirdik.

    Taslak çalışma var. Bu yüzde 100 güvenli taşımacılığı ifade etmeyecek. Ama ne yapalım bir Türkiye gerçeği var. Hepten kontrolsüz bir alan oluşturmak yerine kontrollü bir alan oluşturarak hiç değilse tamamen denetimsiz bir alanı denetlenebilecek bir alan haline getirmemiz lazım.

    TSE olarak ne yapıyorum? ADR'li araç için yeni araç müracaatları için gerekli şartları inceliyorum. Üretim alanlarını ve tankını inceliyorum, gerekli muayeneleri yapıyorum. Bütün bunların sonucunda tankın taşıyacağı tehlikeli maddenin özelliklerinden tutun da ekstra ilave edeceğimiz bütün özellikleri bir araya getirip ADR'nin içine koyarak bütün kriterleri uygulamaya çalışıyoruz. Şimdi uygulayıcı şunu bilmek zorunda. Hangi kriterle, metotla bunu inceleceksiniz? Kriter olmadan kişisel yaklaşımlarla bunu çözme şansınız yok. Şu anda bir muayene yapacağım, muayeneyi hangi kriterlerle yapmak zorundayım? Şimdi başlangıçtan ADR'li doğmuş bir aracın tasarım onayı var. Aracın herşeyini biliyorsunuz. Ancak karşınızda bilinmeyen bir şey var. Tasarım onay belgesini getir dediğinizde adam yüzünüze bakacak. Yani çok geniş bir alan üzerinde kontrol mekanizması kuracaksınız.

    Öyle bir çözüm bulmalısınız ki optimal olmalı. Sistemi tıkamayacak, ülkeye yakışacak bir çözüm olacak. Yani ülkenin vücut ölçülerine uyacak bir ölçü olacak. Dışardan ısmarlanmış bir elbise değil. Bunun için böyle bir çalışma başlattık. Kriterleri oluşturduk. Hatta Ulaştırma Bakanlığı, bu kriterlerin oluşumu için de bir çalışma grubu kurulması önerisinde bulundu. Ben sizden şunu istirham ediyorum. Bu bir mevzuat çalışmasıdır, Türkiye'nin geleceğidir, kişisel yaklaşım değildir. Lütfen Türkiye'nin vücut ölçülerine göre bu elbiseyi dikin. Bir gerçeği kabul etmemiz lazım, bunlar bir şekilde yürüyor yürürken yüksek tehlike arzediyor. Yapılmasını istenen şey bunları en az zarar verecek duruma getirmek. Geri dönülmez noktaya geldik. Biz bir taslak hazırladık. Hazırlamış olduğumuz taslağımızı Ulaştırma Bakanlığımızla paylaştık, bakanlık yetkililerimizle belirli bir mutabakat sağladık. Ama şunu biliyoruz bizler gerek mevzuat yapıcı gerek standardizasyon kuruluşları olarak işin mutfağında olan sizler kadar işin detaylarını görme şansına sahip değiliz. Masa başında hissettiklerimizden daha fazlasını sizler yaşıyorsunuz.

    Dolayısıyla bizim amacımız bir yöntem oluşturmak. Biz bu işi Türkiye için yapıyoruz. Türkiye'nin bütünün mutabık kaldığı bir çözüm geliştirmeye çalışıyoruz. Bana kalsa ben bu işi çok daha detaylandırırım. Ama şunu biliyorum mevcut yürüyenlerde yapıyı kontrol etmek için neyi ne kadar detaylandıracaksınız neyi ne kadar zorlayacaksınız. Dolayısıyla burada aracıyla üst yapısıyla treyleriyle bir bütünlük arz edecek bir kriter şekillendirmesi yapmalıyız.

    Tehlikeli Madde taslak çalışması yapıldı. Bugün olmasa da çok yakın bir tarihte aylara bile tahammülümüz kalmadı. Israrla bu mevzuatı olgunlaştırmamız lazım.

    Ben tankerleri muayene edeceksem bulunan eksikler bunu yapmaya yetkili kalınmış tamir merkezleri tarafından yapılacak. Bunun 4 saçağı var. Öncelikli olarak mevzuat bu konuyla ilgili neler yapılması gerekeceğin bağlayacak. Ondan sonra tanker temizleme, tanker ön hazırlık, tanker muayene ve talimat. Tankerlerin çok giriş çıkış yaptığı noktalarda hizmeti bir araya getirerek hizmeti uygun hale getirmemiz lazım. Yapmış olduğunuz hizmetin amacına uygun olması gerekiyor.

    Nasıl bir muayene yöntemi bulalım da ister kamyon kasası tankı, ister konteyner olsun bütünüyle muayene edelim. Yeri bir yöntem bulduk. Gerekiyorsa röntgen çekerim. Daha az tahribatla bunu yapabilirim. Amacına uygun yapılması gerekiyor. TSE olarak bunu netleştirebilmemiz için olmazsa olmaz GT kritelerini olgunlaştırıp önümüze almamız gerekiyor. ADR sorunun çözeceksek geçiş dönemlerde bu araçları bu sürecin içerisine getirip nihai sonuca ulaşmak istiyorsak çözüm budur. Bunu yapmak zorundayız.

    Bir önemli sorun da şu. Hiçbir taraf net olarak şunu bilmiyor: Gerek üst yapı dönüşümünde gerekse tescil edilmiş araçlarla ilgili rakamlar telaffuz edemiyoruz. Benim tahminin şu anda tahmin edilen sayının çok üstüne çıkabileceği doğrultusunda.

    Nasıl bir çözüm olmalıydı. Öncelikli olarak yol denetimlerinde polis geçen her türlü tankeri durduracak. Sizin ciddi bir veri erişim altyapınızın olması lazım. Bana geldiğiniz zaman adamın kaydını şasi numarasından alırsınız. Ondan sonra siz şu tarihte gelin dersiniz. Geçiş dönemi tamamlanana kadar benden aldığı başvuru numarasıyla aracın kimliği oluşur. Ondan sonra araç bütün hayatı boyunca bu kimlik numarasından takip edilir. Bunu yapabilmek için ön müracat gerekir. Ondan sonra bir sıraya konulacaktır. Teknik detayları hazır bunları oluşturacağız. Yapacağımız tek şey bu mevzuatı hep birlikte en kısa sürede bitirmek.

    Cemallatin Doğmuş

    Güzel bir zirve oldu. Zirvedeki konuşulanları not aldım Türkiye sathında ADR'nin uygulanması için çalışıyoruz. Güvenlik Danışmanı ve Denetim tebliği hazırlandı.

    Yakın zamanda yayınlayacağız. Araç muayenesi ile ilgili yönetmeliğimiz var. Az sayıdaki uzman ve personele rağmen inşallah üstesinden geleceğiz. Sektörün taleplerine cevap vereceğiz.

    Eğitim konusunda senede 6 sınav yapılıyor. Daha ileri seviyede online sınav düşünülüyor.

    SORU CEVAP

    Soru: Hilal Aydemir (Petrol Ofisi)

    Mevcut ADR karnesini getirdiğimizde ne kadarlık bir sürede bu denklik belgesini alabiliriz? Bu sürede araçlarımızı operasyondan çekmemiz gerekecek mi?

    Cevap : Cem Erçil

    Aracınıza T9 istediğinizde daha önce aldığınız ADR sertifikasının doğrulanmasını isteyeceğiz. Bu şu demek. Ben baştan aşağı tasarım doğrulama kriterleri çerçevesinde bunu aramak ve bir şekilde kontrol etmek tarafındayım. Baştan itibaren dosyanızı isteyeceğiz. Türkiye'den alınmamış belgeleri doğrulanması gerekiyor. Araçları operasyondan çekmeniz gerekmiyor. Bakanlığın sağladığı bir dönüşüm süreci var. Ekim 2014 itibariyle tüm altyapımızı tamamlamış olacağız. Muayene girişlerine göre öncelik sırası verebiliriz. Yurtdışına çıkacak olan araçlara öncelik verebiliriz.



    Soru : Murat Çakarca (Habaş)

    T9 belgesini nasıl alacağız?

    Cevap : Cem Erçil

    Kısım 6 sertifikasyon çalışmanız bitecek. Treylerle ilgili belgeyi aldınız. Çekici ile ilgili belgeyi aldınız. Dolasıyla ne olacak? Bu belgelerle bize müracaat ettiğiniz zaman nihai denetimler yapılacak. Sizin tankınızın belgeli olduğuna, kontrol listesinde olanlar kontrol edilecek, nihayetinde birleşmiş bir yapıyı T9 uygunluk belgesini vereceğiz.

    Cevap : Alper Özel

    Bu işler Alman ekolünden geldiği için. ADR'deki 9 bölümde yer alan uygunluk belgesi için verilen belge. Teil Almanca da bölüm demek. Bu yüzden T9 belgesi olarak anılmaya başlanmış.



    Soru

    Hastanelere, medikal ürünler ve oksijen gazı taşıyoruz. ADR 2 sınıfa giriyor. Bunların belgelendirmesi için trafikte yer alan ambulanslara öncelik taşıma gibi- medikal taşımalara da bir öncelik tanınacak mı?

    Cevap :Cem Erçil

    Elbette bu tür hassasiyetleri sağlayacak öncelikler sağlayacağız.



    Soru : Fatih Zorlu (Güvenok)

    Murat Bey tankerlerin üretimi çok iye anlattı. Tankerlerin sızdırmazlık testi yine üç yılda bir mi yılda bir mi yapılacak?

    Cevap : Cem Erçil

    Bir araç için üç tane muayene var. Yıllık muayene, ara muayene ve ferdi muayene. Yıllık muayene normalde aracın kendisi için yapılmış bir muayenedir. Genel muayene esasları gibi düşünün ilk muayeneye geldiğinde –henüz bu yapı kurulmadı ama en yakın zamanda oluşturulacak- ilk kontrolde aracı bir bütün olarak görmek lazım. Yeni alınanlarda bir beis yok. Bir kereye mahsus. Ondan sonra araç her yıl muayyene tabi olacak. Araçların normal muayeneden farklı olarak ADR'ye özel esaslar uygulanacak. Örneğin ABS testi. Ciddiye alınmamış. Eski araçlara ABS'siz mi dolaş diyeceğiz. Sen dönüşemezsin mi diyeceğiz. Türkiye gerçeği. Ben de tehlikeli madde taşıyan araç taşıyan araç mutlaka ABS'li olacak diyorum. Peki retarder. Olmalı mı? Şahsım adıma evet. Retarder'ı dönüşümü yapmak astarı yüzünden pahalı. Bütün bu özellikleri yeni çıkacak yönetmelikte belirlememiz gerekecek. Normal bir muayene değil, ADR için özel muayene. olacak



    Soru : Ali Şar (TLS Lojistik)

    1 Ocak 2014 tarihinden itibaren sınavdan geçer notu almış ancak, henüz belgesini almamış sürücüler için nasıl bir uygulama olacak?

    Güvenlik danışmanı kullanımı için hali hazırdaki birkaç eğitim maliyetli. 2014 Eylül'den itibaren uygulanmaya girmesiyle kaç tane danışman yetiştirmeyi planlıyorsunuz Taşımacılara ne önerirsiniz Mevcut danışmanlarla yol alalım mı bekleyelim mi?

    SRC5 ilk alan firmalardan birisiyiz. Tanker sürücüleri için ilave bir eğitim daha alınacağı söylentileri var. Bu konuya açıklık getirir misiniz?

    Cevap : Cemallettin Doğmuş

    1 Ocak 2014 tarihinden önce SRC5 eğitiminden geçen sürücüler mutlaka belgesini de alması gerekecek. Bakanlığımızın Gazi Üniversitesi Karayolu Araştırma Vakfı ile yaptığı anlaşma neticesinde belgeler buradan veriliyor. Burası ile irtibata geçmeniz gerekiyor. Belge temin edilecek. Güvenlik danışmanı için de mevcut SRC5 eğitim yerleri kullanılacak. Daha sonra bakanlığımızda yılda bir veya iki kez açılacak merkezi sınav sistemiyle de başarılı olanlara güvenlik danışmanı yetkisi verilecek. SRC5 temel eğitim. Tanker kullanacak ise 12 saatlik tank eğitim alması lazım. Patlayıcı veya radyoaktif madde taşıyorsa ayrıca sınıf 1 eğitimlerini alması lazım.



    Soru : Mehmet Yağdı (Isısan)

    LPG tanker üretiyoruz. ADR şartlarına göre imal edilmiş, ancak belgelendirme kuruluşu olmadığı için belgelendirilmemiş filolarda araçlar var. TSE'nin alınmış olan uygunluk belgelerini kontrol etmesini çok haklı buluyorum. TURKAK'dan belge almış, Tip onayı almış, basıncı kaplara göre imal edilmiş ve belgelendirmiş araçlara bir istisna düşünür müsünüz?

    Cevap : Cem Erçil

    Herhangi bir şirket ayırt etmeksizin bütün firmaları kontrol edeceğiz. Gücümüzün yettiği ölçüde denetlemeleri yapacağız.


    Treder Zirve

    2013 Treyler Zirvesi Fotoğrafları için tıklayınız.





    Üye Firmalar

    Aksoylu Trayler Römork Sanayii Ve Ticaret A.Ş. ALİ RIZA USTA TANKER SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. AYDENİZ DORSE KARASÖR OTOM.NAK.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. Bülent Ramazan Treyler Sanayi LTD ŞTİ DURMUŞ ÖZGÜL OTOMOTIV İTH. İHR. SAN. VE TİC. A.Ş. Efe Endüstri ve Ticaret A.Ş. Koluman Otomotiv Endüstri A.Ş. Krone Ticari Araçlar San. ve Tic. A.Ş. Makinsan Treyler Sanayi ve Ticaret Ltd Şti NURSAN GIDA OTOMOTİV NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. OK KARDEŞLER TREYLER SAN. ve TİC. A.Ş. Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. ÖZTREYLER DEMİR ÇELİK MAK. OTOMOTIV İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. SERİN TREYLER A.Ş. Seyit Usta Treyler Sanayi Ve Tic. Ltd.şti. TAKDİR PETROL KÖMÜR OTOMOTİV NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. TIRSAN TREYLER SAN. TIC. VE NAKLİYAT A.Ş. Worthington & Arıtaş Yalçın Dorse Damper San. Tic. Ltd. Şti.